Bölümler 2Şu an: 2. Sahnedeki Piyon.
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karanlık bir şehirde, hayat bir satranç oyunu gibidir; her hamle, düşüş ya da yükseliş anlamına gelir. "Hayatta kalmanın yolu, düşmanını tanımaktan geçer; çünkü karanlık, ruhunu avlamadan önce ışığını söndürür." Sokaklar, ihanetlerle doludur; "Her yara, bir hikaye anlatır ve her kayıp, kalp kırıklığını büyütür." Güç, her zaman fiziksel değil; bazen en büyük savaş, kendi içsel çatışmalarındadır. "Gerçek düşmanın, zayıf noktanı bilenin kim olduğunu anlamak, hayatta kalmanın en önemli anahtarıdır.
Bölüm şarkıları;
Taylor Swift- I Did Something Bad
Little Mix- Salute
Twenty One Pilots- Heathens
Jeff Satur- Black Tie
Keyifli okumalar dilerim.
Soğuk bir sonbahar gecesiydi. Komiser Arya Aksel, ekibiyle birlikte bir depoya baskın yapmak üzere son hazırlıklarını tamamlıyorlardı. İçeride uzun süredir takip ettikleri kaçak bir çete lideri ve adamları vardı. Hedef, şehirdeki uyuşturucu trafiğini yöneten kilit bir isimdi. Bu operasyonun başarısı, örgütün çökertilmesinde önemli bir adım olacaktı.
Arya, silahını belinden çıkartırken ekibine son kez döndü. ''Sessiz ve hızlı olacağız. En profesyonel halinizi görmek istiyorum. Bu adamlar tehlikeli ve ağır silahları olabilir. Kimsenin yaralanmasını istemiyorum, dikkatli olun.''
Ayrı yerlere dağılacaklardı, bir olurlarsa dikkat çekerlerdi. Haberleşmek için kulaklık takılıydı hepsinde. İpek, binanın kuzey tarafından gizlice girecekti. Tuna, arka çıkışta kaçış yollarını kapatacaktı. Murat ve Arya ise girişten girerek hedefi etkisiz hale getirmek için ilerleyeceklerdi.
Operasyon başladığında Arya, kalbinin hızla attığını hissetti. İlk görevi değildi, her zaman böyle operasyonlara gidiyorlardı. Karanlık deponun içine adım attığında içerideki sessizlik dikkatini çekti. Eski beton duvarlardan yankılanan hafif rüzgarın uğultusu, ortamı daha da gergin hale getiriyordu.
Kulaklığından İpek'in sesini duydu. ''Kuzey girişi temiz. Devam ediyorum.''
Arya ve Murat, hızlı adımlarla ilerleyip büyük kapıyı olabildiğince sessizce açtılar. Depoda, hedefin birkaç adamı, boş masaların üzerindeki silahları temizliyorlardı. Çok sessiz olduklarından mı yoksa adamların işlerine odaklandığından mıydı bilmiyorlardı ama geldiklerini duymamışlardı.
Arya, Murat'a sessiz kalmasını ve komutu beklemesini söyledikten sonra köşeye saklandılar. İki adam tam önlerinde duruyordu, daha fark edilmemişlerdi.
Tuna'nın sesi kulaklıktan hafifçe duyuldu. ''Arka kapıyı tuttum, kaçış yok.''
Arya'nın bir planı vardı. İpek'in ilerlediği yönü kontrol ettikten sonra eğildiği yerden ayağa kalktı ve Murat'a komut verdi. Murat, yanındaki adamlardan birini etkisiz hale getirmek için hızlıca harekete geçti.
Adamlar oldukça yapılı ve güçlü duruyordu. Ama hazırlıksız oldukları anı yakalarlarsa kolaylıkla alt edilebilirlerdi. Bu karanlık ve soğuk depoda hakim olan sessizliği Murat, adamı döverek yere indirdiğinde bozmuştu. Yumruk sesleri, depoda yankı yapıyordu. Bunu gören diğer adam ise kaçmak için yeltendiği an, silahın arkasıyla adamın kafasına vurup etkisiz hale getirdikten sonra kelepçeyi takıp yere indirdi.
Ama hala hedefe ulaşamamışlardı. Kaçak, çete lideri, içeride başka bir odada saklanıyor olmalıydı. Asıl hedefleri liderlerini yakalamaktı. Diğer adamları yakalam
Arya, adamı bıraktıktan sonra binanın derinliklerine kulak kesildi. Derinlerden gelen hafif bir tıkırtı duymuştu. Sesin geldiği yöne doğru işaret etti ve ekibi sessizce onu takip etti.
Uzun ve dar bir koridordan sonra bir odanın önüne geldiler. Kapının ardında biri olduğunu biliyorlardı. Polisin geldiğini duymuş olabilir miydi? Arya, bir eliyle kapıya uzandı, diğer eliyle silahını sıkıca kavradı. Silah onların canını korumak için önemli rol oynuyordu.
Birkaç saniye sonra kapıyı sert bir hareketle açtı. İçeride, kaçak çete lideri elinde bir tabanca ile duruyordu. Silahın tam tetiğini çekecekken Arya'nın refleksleri devreye girdi. Atik bir hareketle adamın elindeki silahı aldığında adamı etkisiz hale getirmişti.
Adam etkisiz hale getirilmiş, örgüt dağılmaya hazır hale gelmişti. Arya, derin bir nefes alıp ekibiyle göz göze geldi. Hepsi her zaman olduğu gibi işlerini mükemmel yapmışlardı. Bu gece, şehirden bir tehdit daha ortadan kalkmıştı.
Arya derin bir nefes aldı, bir şeylerin ters gittiğini hissetmeye başladı. Yaptıkları işlem çok basitti, hiç uğraşmamışlardı. Bu kadar basit olması normal miydi?
Bu operasyon sandığından daha normal ilerlemişti, tek kurşun bile sıkmadan. Operasyon bitmiş gibiydi ama rahatsız edici his hala peşini bırakmıyordu Çete lider, silahını bırakmış görünüyordu ancak Arya'nın içgüdüleri bir adım ötesini görüyordu.
İpek de aynı huzursuzluğu yaşıyor olmalıydı, çünkü yüzüne dikkatle baktığında gözlerindeki kararsızlığı sezdi. O da birçok operasyona katılmıştı ve adam yakalamanın bu kadar kolay olmadığını biliyordu. Çete lideri kolay bir şekilde kurşunu sıkabilirdi, fakat kurtulmak için direnmemişti bile.
''Komiserim, olay bitti mi gerçekten?'' diye fısıldadı İpek, Arya'nın yanına yaklaşarak. ''Çok kolay olmadı mı sizce de?''
Arya İpek'in sorusuna başıyla onay verir gibi hafifçe eğildi. ''Dikkatli olalım,'' dedi. ''Bu işte bir gariplik var.
O sırada Tuna telsizden bir sinyal verdi. ''Her şey kontrol altında. Kaçak tamamen etkisiz halde. İçerisi temiz.''
Ama Arya'nın için doğan o belirsizlik hissi bir türlü kaybolmuyordu. Meslek hayatı boyunca geçirdiği en kısa ve basit operasyondu. Özellikle anı şanı olan bir çeteyi yakalama görevi ise evet, geçirdiği en kısa ve basit operasyondu. Yaşadığı deneyimler ise içinde bir belirsizlik oluşturuyordu.
Odaya son bir kez göz gezdirdi. Çete liderinin yerde yatan bedeni hareketsizdi, ama bir şeyler eksikti. Yaklaştı, adamın ellerini ve bileklerini dikkatle inceledi. Kelepçeler oldukça sağlamdı. Ancak bir anda, baygın olduğunu sandığı çete liderinin dudaklarında hafif bir kıvrılma oluştu.
''Bunu düşündüğünüzden zor yapacaksınız.'' Diye mırıldandı adam, zar zor duyulan bir sesle.
Arya duyduklarıyla birlikte korkuyla arkaya çekildi. Tam o anda odanın arka duvarından bir patlama sesi geldi. Yan duvar çökmeye başlarken, içeriye sisli bir duman yayıldı.
Ekip yere çömelirken, ''Bunun bir tuzak olduğunu biliyordum!'' Diye bağırdı Arya.
Dumandan göz gözü görmezken, çete lideri yerinen zar zor kalkarak dar bir geçitten kaçmaya başladı. ''Kaçıyor!'' Diye bağırdı Tuna telsizden, onun da görüş mesafesi sıfıra inmişti.
Arya nefes nefese telsizi eline almıştı. ''Arka kapılar kontrol altında mı?''
Tuna'nın sesi bu kez daha gergindi. ''Bir çıkış daha olmalı! Arkada bir tünel var ama nereye çıkıyor bilmiyorum:''
Arya, ekibine sakin olmalarını ve organize bir şekilde hareket etmelerini söyledi. ''Bu iş daha bitmedi.'' Dedi kendi kendine.
Arya ekibine hızlıca toparlanmaları için talimat verdi. Patlamanın etkisiyle çöken duvardan içeriye sızan dumanın içinde görüşlerini toparlayamayan İpek ve Murat, yeniden hareketlenmeye başladılar. Arya'nın aklı hala çete liderinin kaçışıyla meşguldü.
Bu kadar yakın olup yine de ellerinden kaçırmak, işleri daha da karmaşık hale getirmişti.
''Tuna, tünelin nerede bittiğini bulmalıyız. Eğer bir çıkışa varsa, oradan kaçıyor olabilir,'' Dedi Arya telsizden talimat vererek.
''Anlaşıldı, komiserim. Haritayı kontrol ediyorum,'' diye cevap verdi Tuna. Ardından ekledi: ''Burası labirent gibi komiserim, dikkatli olun.''
Arya, İpek ve Murat tünele doğru ilerlemeye başladılar. Odanın içindeki gizli tünelden kaçmış olmalıydı. Havadaki nem ve küf kokusu her adımda daha belirgin hale geliyordu. Zemin kaygandı, tünel ise dar ve karanlıktı. Yalnızda birkaç metre ötesini görebiliyorlardı.
''Ekip, beni iyi dinleyin. Bizi buraya bilerek çekiyor olabilir. Her adımımızı düşünerek atalım,'' diye uyardı Arya, belindeki silahı daha sıkı tutarak.
İlerledikçe dar tünel genişlemişti. Sonunda bir kavşağa ulaşmışlardı bu tünelde. İki ayrı tünel, zıt yönlere uzanıyordu. Arya duraksadı, bir karar vermek zorundaydı, komiser olduğu için tüm sorumluluk ondaydı. Ses yoktu, iz yoktu. Hiçbir şey yoktu.
''İki gruba ayrılmamız gerekecek. Murat, siz İpek ile sağdan devam edin. Ben soldan ilerleyeceğim. Benimle iletişimde kalın.
Murat başını sallayarak onay verdi. ''Dikkatli olun komiserim. Bu adamın sağı solu belli olmaz.''
Arya, ekipten ayrılarak tünelin sol tarafına doğru yöneldi. Bu karanlık tünelde tek başına ilerlemenin verdiği gerginlik her adımda artıyordu. Bu kadar dar bir yerde tuzağa düşmek en son isteyeceği şeydi. Ancak içindeki kararlılık onu harekete geçiriyordu. Polislik hayatı boyunca neredeyse her operasyonda başarılı olmuş, ekibiyle birlikte görevi başarıyla tamamlamıştı.
Çete lideri hala dışarıdaydı ve yakalanması gerekiyordu. Bir süre ilerledikten sonra ilerlerden hafif bir ses duydu. Duyduğu ses adımlarını hızlandırmasına neden oldu. Tünelin sonu belirmişti ve Arya liderin tam olarak burada olabileceğinden emindi. Tünelden çıkış aniden genişleyen bir odaya açıldı.
İçeri girer girmez liderin köşede, sırtı duvara yaslanmış bir şekilde durduğunu gördü.
''Sonunda geldiniz komiserim. Ben de tam nerede kaldılar diyordum.'' Demişti adam soğuk ve alaycı bir sesle. ''Ama burada işler bitmeyecek, biliyorsun değil mi?''
Arya kararlılıkla silahını doğrulttu. ''Kaçacak yerin kalmadı. Teslim olmaktan başka çaren yok.''
Adam alayla sırıttı. ''Bu şehri benden kurtardığını mı sanıyorsun? Beni yakalamak, oyunun yalnızca pir parçası.''
Tam o anda adamın elini cebine doğru attığını gördü Arya. Silahı sıkı sıkı tutarak bağırdı.
''Elini kaldır!'' Dediğinde adamın hareket etmediğini görmesi onun sinirini bozmuştu.
''Sana ellerini kaldır dedim!'' Dediğinde tetiği çekmişti Arya.
Ancak çete lideri hızla cebinden küçük bir düğme çıkardı ve tam basacakken Arya refleksle adamın üzerine atladı. Bir arbede başladı, adamın elindeki cihaz yere düştü ve aralarındaki mücadele gitgide attı.
Arya bu tür durumlar için eğitim almıştı, dövüşmeyi gayet iyi biliyordu. Ama karşısındaki cüsseli adam bu durumu yeterince zorlaştırıyordu.
Arya adamı yere yatırmayı başardığında cebinden çıkardığı düğmeyi aramaya başladı. Neyin kontrolünü yapıyordu? O düğme nasıl bir anda yok olmuştu?
Ekibine acil bir çağrı yaptı. ''Tüm bölgelere dikkat, acil bir durum olabilir. Bir şeyin kontrolü sadece bir düğmeden yapılıyor. Bomba olabilir, herkesin dikkatine!''
Arya'nın kalbi hızla çarpıyordu. Çete lideri ile yaşadığı mücadele nedeniyle nefes nefese kalırken zihni düğmeye ve olası bir bombaya odaklanmıştı. Lider, yerde kıpırdamaya çalışırken Arya, karnına sert bir tekme geçirmişti. Adam acı içinde bağırırken bir tekme daha atmıştı. Ve bir tane daha.
Vakit kaybetmeden adamın ellerini kelepçelerken adamın yüzünde ve patlamış dudağında alaycı bir gülümseme belirdi. Bu gülümseme, Arya'yı daha çok tedirgin etmişti. Arya, sinirlendiğini hissediyordu.
''Ne yapmaya çalışıyorsun pislik herif?!'' Diye sordu Arya soluk soluğa.
''Sana asıl tehdidin ben olmadığımı söylemiştim komiser.'' Diye fısıldamıştı. ''Şu an asıl eğlence, bu binanın dışında. Bakın bakalım komiserim, acaba beğenecek misiniz?'' Normal bir durum olsaydı Arya ona yapılan bu tavrı, karşısındakinin ağzına çakmakla sustururdu.
Arya'nın içi bir an için titredi. Telsizine sarıldı, sesindeki ciddiyet belli oluyordu. ''Tuna, acil durum! Binanın dışını kontrol edin, arayın her yeri. Bakmadığınız delik, aranmadık yer kalmasın. Özellikle çevre ve araçlar iyice aransın, burada bir tuzak olabilir!''
Tuna'nın boğuk sesi hemen yanıt verdi. ''Anlaşıldı Arya komiserim, dışarıya çıkıp bakıyoruz. Ancak şu ana kadar bir gariplik fark etmedik.''
Arya yerdeki adama doğru baktığında çete liderindeki karanlığı görüyordu. ''Bunu çözmeliyiz, ama nasıl?'' Adamın söyledikleri zihninde yankılanıyordu. ''Asıl büyük sorun...''
Tam o anda, binanın dışında şiddetli bir patlama sesi duyuldu. Arya'nın tüm vücudu bir anlığına durdu. Düşünmesine bile fırsat kalmadan patlama olmuştu. Telsizden Tuna'nın sesi geldi, ama bu kez panik doluydu. ''Patlama oldu! Otoparkın yanında! Takviyeye ihtiyacımız var, ekipmanlar ve birkaç araç zarar gördü!''
Arya hemen hızla liderin üzerine eğildi. ''Ne yaptın lan sen?!'' Diye sordu. Bağırarak çıkan sesi soğuk ve kararlıydı.
Ama adam sadece kısık bir sesle güldü. ''Bu yalnızca bir başlangıç,'' dedi. ''beni durdurduğunu mu sanıyorsun? Ben sadece sahnedeki piyonum.''
Arya, ekibin geri kalanıyla buluşmak için hızla hareket etti. Binanın içi hiç güvenli değildi ve dışarıdaki durumu kontrol altına almaları gerekiyordu. İpek ve Murat da telsizden aldıkları bilgiyle hemen Arya'nın yanına gelmişlerdi, yüzlerinde aynı şaşkınlık ve endişe vardı.
''Dışarı çıkmalıyız, hemen.'' Dedi Arya ekibine. ''Bu iş düşündüğümüzden çok daha büyük. Eğer bu sadece bir oyalamaysa, dışarıda daha büyük bir planın parçası olabiliriz.
Arya ve ekibi depodan çıkarken, dışarıda kaos hüküm sürüyordu. Patlama oldukça büyük olmalıydı ki araçlar devrilmiş, depo çevresinde yangınlar çıkmıştı.
Tuna ve diğer ekipler hasarı kontrol etmeye çalışıyordu. Arya, hızlıca etrafı taradı ve Tuna'ya doğru koştu. ''Durum nedir?''
''Ciddi bir patlama oldu, bombanın kaynağını henüz bulamadık. Bu bir dikkat dağıtıcı olabilir, başka bir saldırı da olabilir her an. Önlem almalıyız.''
Arya, durumu hızla değerlendirdi. ''Bu sadece bir başlangıçsa, liderin söylediği şeyler doğru olabilir. Şu an her şeyden şüphelenmeliyiz.'' İçindeki endişe büyüyordu. Çete lideri sadece bir piyonsa, sahne arkasında çok daha büyük şeyler oynanıyor olmalıydı.
''Bu iş burada bitmedi,'' dedi Arya kararlı bir ses tonuyla. ''Eğer bu bir ağ ise, merkezi bulana kadar durmayacağız.
Arya'nın gözleri etrafta dolanırken, içerideki patlamanın yarattığı hasar ve kaosun sadece bir başlangıç olduğunu anlamaya başlamıştı. Şehirde daha büyük bir tehdit kol geziyor olabilir, ama bu tehdidin ne olduğunu henüz bilmiyordu.
Bir an duraksadı, derin bir nefes aldı ve sonra ekibine dönerek şunları söyledi: "Bu iş çok daha karmaşık. Herkes hazırlıklı olsun. Eğer bu bir oyalamaysa, bizden sakladıkları çok daha büyük bir şey var."
İpek gözlerini Arya'ya dikti. "Planımız nedir komiserim?" diye sordu, sesinde hem endişe hem de kararlılık vardı.
Arya gözlerini ekibinden ayırmadan konuştu: "Hedefimize odaklanacağız. Önceliğimiz şehirdeki masumları korumak. Daha fazla bilgiye ihtiyacımız var, bu yüzden her ihtimale karşı tetikte olun." Demişti sert bir sesle.
Arya, patlamanın yarattığı karmaşayı ve Tuna'nın söylediklerini bir kez daha değerlendirdi. Çete liderinin sadece bir piyondan ibaret olduğunu düşünüyordu ve bu işin arkasında daha büyük bir ağ olduğuna emindi. Bu noktada, stratejik bir hamle yapması gerektiğini anladı.
Arya, ekibine döndü ve sessizce konuştu: "Çete liderini konuşturmalıyız, ama bu kez farklı bir yolla. Onu kendi adamımız yapacağız. Bizim için çalışacak ve tüm bilgileri öyle ya da böyle teker teker bize söyleyecek." İpek ve Murat şaşkınlıkla birbirlerine baktılar, ancak Arya'nın ne düşündüğünü anlamış gibiydiler.
Şu güne kadar polis kılığından çıkıp bir suçluymuş gibi nezarethanedeki tutukluları bile konuşturup bilgi aldıkları olmuştu. Bunu da yapabilirlerdi.
"Liderin sadakati kırılgan, herkesi satıp postayı koyabilir." diye devam etti Arya, kararlı bir tonla. "Eğer ona doğru baskıyı yaparsak, daha büyük örgütler hakkında bize bilgi verebilir. Onu bu ağı çözmemiz için kullanacağız. Gerekirse burnundan kan gelecek."
Tuna, şüpheyle kaşlarını kaldırdı. "Nasıl emin olabiliriz komiserim? Ya iş birliği yapmazsa?"
Arya, gözlerini Tuna'ya dikti. "Herkesin zayıf bir noktası vardır, Tuna. Kendi güvenliği, ailesi ya da parası... Bir şey mutlaka onu ikna eder. Onunla dikkatlice oynarsak, bizim için çalışacak ve daha büyük isimleri ele verecek. Biraz zorlar ama eninde sonunda bülbül gibi şakımaya başlar. Tahminime göre, onun zayıf noktası para."
Murat söze girdi. "Lideri ikna ettikten sonra ne yapacağız komiserim?" Dedi düşünceli bir sesle.
Arya, bir süre düşündü. "Bize bilgi sağladığı sürece onu serbest bırakırmış gibi yapacağız. Ama aslında onu kontrol altında tutacağız. Her saniye izlenecek. Onun üzerinden daha büyük örgütlere sızacağız. Bizi kimse fark etmeyecek. Onu kullanmayı bildiğimiz sürece büyük çeteleri yıkabiliriz."
Plan tehlikeliydi ama başarılı olursa, şehirdeki daha büyük tehditleri de gün yüzüne çıkarabileceklerdi. Arya, içindeki tedirginliği bastırarak ekibine son talimatlarını verdi: "Hazırlıklarımızı tamamlayın. Bu iş, düşündüğümüzden çok daha büyük olabilir. Ama çete lideriyle başladık, sonunu da getireceğiz."
Herkes hızla harekete geçti, Arya ise odaklanmış bir şekilde gelecek adımları düşünüyordu. Çete liderini kendi adamlarına dönüştürmek, bir risk taşısa da, bu risk onların elini güçlendirebilirdi.
Bölüm etkileşimi
