6. bölüm / 6
Adalet ArayışındaBölüm 6 : Adım Adım Sona
Bölümler 6Şu an: Bölüm 6 : Adım Adım Sona
Tüm basın bu sekiz cinayetle çalkalanıyordu. Herkes şaşkındı, bu kadar cinayet işleyip nasıl hiç iz bırakmadan kaçabilirdi? Katil kesinlikle çok titiz ve planlı hareket ediyordu.
Son cinayetten 3 gün sonra Ersin'in odasına isimsiz ve altında tam ilk cinayetin işlendiği tarih olan bir mektup geldi "Büyük ihtimalle siz henüz ilk cinayeti dahi çözemediniz ancak ben sonuncuya yaklaşıyorum... Merak etmeyin, biraz daha çabalarsanız tüm emekleriniz sonuç verecek. Sadece peşimi bırakmayın ve umutsuzluğa kapılmayın."
Ersin mektubu okuyunca yanında bulunan Ahmet'e uzatıp onun da okumasını istedi. İkisi de şok oldu, tarih ilk cinayetin tarihiydi ancak mektubu yeni göndermişti. Sahiden amacı tam olarak neydi?
Mektup geldikten yaklaşık 2 saat sonra Serhat büyük bir telaşla tüm ekibi topladı. İsimsiz birinden Serhat'a gelen bir e-posta vardı. Başlıkta "Sadece beni izleyin" yazıyordu. Açıklama yoktu, sadece bir video eki vardı. Tüm ekip bilgisayarın başında toplanmıştı, Aslan Soykan bile izlemeye gelmişti.
Serkan videoyu açtı. Yüzünü maskeyle kapatmış, sandalyede oturan koyu kıyafetler giyen bir adam vardı. Arka plan ise dümdüz pencere bulunmayan siyah boyalı bir duvardı. Arkada ise çok kısık olsa bile kırmızı balık şarkısı çalıyordu.
Kısa bir sessizliğin ardından maskeli adam birden gülmeye başladı. Ancak bu bizim klasik hedefine ulaşmış kişi gülüşü gibi değil, daha çok içi burkuk ağlamamak için gülen birinin gülüşü gibiydi...
"Beni aradığınızı biliyorum" dedi. Serhat elini fareden çekti.
"Dosyaları inceliyor, tanıklarla konuşuyor ve sürekli yeni şüpheliler buluyorsunuz. Bana yaklaştığınızı sanıyorsunuz ama kesinlikle yanılıyorsunuz."
Hafif eğilip dirseklerini dizlerinin üstüne koydu ve "İlk cinayet işlendiğinde şu an henüz işlenmemiş cinayetin dahi planlamasını yapmıştım. Siz işinizde kötü değildiniz, yalnızca ben bütün bunlar için geceleri uyumayarak plan yapıyordum. Her şeyin bir sebebi vardır bu hayatta, benim de var. Bazen geleceğini belirlemek için geçmişine bakarak bir seçim yapman gerekir. Ben bu seçimi yaptım, sıra sizde."
Daha sonra ayağa kalktı ve "Unutmadan söyleyeyim, e-postaya uyarsanız Ağrı'daki bir köye yönlendirilirsiniz, telefonumu orada unuttum da. Gerçi siz e-postadan telefonuma ulaşana kadar beni başka yollardan bulmuş olacaksınız."
Devamındaysa arka plandaki kırmızı balık şarkısının sesi daha da açıldı ve maskeli adam kadrajdan çıktı, videoda 15 saniyelik ara sonrası bitti.
Ekipteki herkes şaşkın bakışlarla düşünmeye başlamıştı. Herkes aklından onlarca farklı senaryo kuruyordu.
Ersin, Serhat'a dönüp "En kısa sürede göndereni bulun. Bir şekilde bu dosyayı artık kapatmamız gerekiyor!"
Ahmet "Bu hedef şaşırtma olabilir mi? Neden ilk cinayette değil, ikincide değil de şimdi atıyor videoyu? Hatta gönderen aradığımız adam bile olmayabilir. Kanıtı yok."
Aslı hala anlamaya çalışıyordu "Beni bulacaksınız dedi, sadece dalga mı geçiyordu yoksa farklı planları mı var? Bütün bu olanlardan sonra katil intihar edebilir, anlam vermek gerçekten çok zor."
Serhat "Sanki ağlamamak için kendini zor tutuyor gibiydi. Gülüşünün içinde mutluluktan çok hüzün vardı, çok enteresan."
Ersin derin bir iç çekip "Doğru söylüyor olabilirsiniz ancak varsayımlarla hareket edecek halimiz yok. Teknik incelemeye gönderin videoyu, elde edilebilen tüm bilgiler araştırılsın. Artık sadece cinayet çözmüyoruz, bize kendini anlatmaya çalışan birini anlamaya çalışıyoruz."
Aynı günün akşamı saat 21:00 civarı dokuzuncu cinayet ihbarı gelince olay yerine giden ekipler maktulün üstünde bir adres yazılı olan küçük bir not kağıdı buldu, kağıdın arkasına baktıklarında ise "Gelin ve beni bulun" yazısıyla karşılaştılar.
Serhat hemen adresi araştırıp kimin olduğunu, güvenlik önlemlerini ve eve yapılacak operasyonda dikkate alınması gerekenleri öğrenmek istemişti. Ancak evin sahibini görünce birden buz kesti, parmakları titremeye başladı ve Ersin'e dönerek kısık bir sesle "Başkomiserim, sanırım bunu görmek isteyeceksiniz."
Ersin geldi, bilgisayara baktı. Gördüklerine inanamamıştı, malikanenin sahibi ülkenin en zengin ve en güçlü iş adamlarından olan ve eli her kapıyı açan Vedat Karahan'dı. Ersin buz kesti, Serhat'a dönüp "Sence katil kendisi mi, yoksa gerçek katil bizimle oyun mu oynuyor?" ikisi de şok olmuştu.
Özel harekat ekipleri, ünlü iş adamı Vedat Karahan'ın ormanlık alandaki malikanesini tamamen sarmıştı. Gözlemciler evde hareket olmadığını bildirince operasyona başlandı. Kapı kırılıp içeri girdiklerinde gördükleri sadece malikanenin süslü duvarlarıydı. Ne bir hizmetçi, ne bir koruma ve güvenlik, ne de Vedat Karahan vardı. Sadece yoğun kan kokusu... Ancak bir yerden müzik sesi geliyordu "Kırmızı balık kaç kaç balıkçı seni yakalayacak..." Ersin dönüp Serhat'a baktı. İkisi de anlamıştı sesin sebebini, Vedat Karahan sesin geldiği odadaydı.
Özel harekat ekibine çalışma odasına gitmelerini söyledi Ersin, odanın kapısı açıldı ve yerde Vedat Karahan'ın cansız bedeni bulundu. Kafası ise çalışma masasının tam üstünde duruyordu. Tüm ekip buz kesti. Kafası testere ile kesilmiş, vücudu yarı çıplak şekilde bırakılmış ve tüm vücudunda derin kesik yaraları bulunuyordu. Yanındaysa cinayetin işlendiği kesici aletler; bıçak ve kafasının kesildiği testere...
Maktulün üstünde ise "Bravo, iyi iş çıkardınız. Büroda sizi bekliyorum!" yazılı bir not vardı. Özel harekat timi malikaneyi incelemeye devam ederken Ersin ve Serhat hemen arabaya atlayıp büroya döndü. Ersin odasına gittiklerinde gayet kuvvetli, güzel giyimli orta yaşlarda bir gençle karşılaştılar. Genç ellerini başının üstüne koyup arkasını Ersin'e döndü "Buyurun Ersin başkomiserim, davayı en başından beri araştırdığını gördüm, size teslim oluyorum." deyince Ersin ne olduğunu bile anlamadan adamı kelepçeledi.
Sorgu odasına gittiler, Ersin hiç durmadan başladı "Cinayetleri işlediğini itiraf ettin, kabul ediyor musun?" Sorgu odasının metal masasına kelepçeli ellerini bıraktı ve gülerek bitkin polislere baktı. Yüzünde ne bir pişmanlık ne de korku vardı, hatta tam aksine gururlu ve başı dik duruyordu. Buz gibi bir ses tonuyla "Adaleti sağladım!" dedi ve odada büyük bir sessizlik oluştu...
Ersin derin bir iç çekti "Her şeyi anlatmanı istiyorum, neden yaptın, ortağın var mıydı yoksa tek miydin? Tüm olanları anlat."
Katil arkasına yaslandı ve yutkundu "Adım Serdar Peltek, 27 yaşındayım ve yaklaşık 5 sene önce hukuk fakültesinden mezun oldum. Bir kız kardeşim vardı, henüz 13 yaşındaydı. 20 Mayıs 2024 tarihinde normal bir şekilde mahallede arkadaşlarıyla oyun oynamak için dışarı çıkmıştı ancak ortalarda yoktu, sormadığımız kimse kalmamıştı ama hiç kimse kardeşimi görmemişti. 1 hafta boyunca kayıptı, daha sonra bir anda eve geldi. Üstü başı gayet temiz, sanki birisi alıp onu 1 haftalığına evlatlık edinmiş gibiydi. Ne kadar soru sorsak da, polislerin o kadar sorularına rağmen o 1 haftayı hatırlamadığını söylüyordu. İştahı kesilmişti, o olaydan sonra 4 ay boyunca yemek yiyemedi, sokağa çıkmadı, eve kapandı. İşte o 4 ayın sonunda ağlayarak yanıma geldi. 'Abi dayanamıyorum, yardım et!' deyip tüm olayı anlattı. Bir araçla kaçırılıp büyük bir depoya götürülmüş. Zaten Vedat Karahan'ı tanımayanımız yoktur, kardeşime cinsel istismarda bulunmuş. Daha sonrasındaysa temiz elbiseler verip geri evine gitmesini, bu 1 haftanın aklından silinmesini yoksa ailesinin öldürüleceğini söyleyip kardeşimi tehdit etmiş. Kardeşim bana bu olayı anlattıktan 1 saat sonra karakola gittim, dava açtım. Yapmadığım şey kalmadı ancak elim kolum bağlıydı, zenginler toplumda her zaman kollanır. Kardeşim olayı bana anlattıktan 2 ay sonra bileklerini keserek intihar etti. Bir not kağıdına dayanamıyorum tarzı bir şey yazıp hepimizi çok sevdiğini, artık yaşamak istemediğini yazmıştı. Annem acıya dayanamayıp kendini asarak intihar etti, babam zaten ben 5 yaşındayken kanserden hayatını kaybetmişti. Yalnız kalmıştım, kimsem yoktu. Vedat Karahan'ın peşinden aylarca koştum ancak değişen bir şey olmadı, duruşma bile olmuyordu. Basına yansıtmaya çalıştım ancak onda da başarısız oldum. Bugünden yaklaşık 7 ay önce planlama yapmaya başladım, kişi listelerini çıkarıp sürekli evlerine gittim, nerede kamera var, nereden girersem yakalanmam diye planlama yapmaya başladım. Yaklaşık 3 buçuk aylık planlamanın ardından artık hazırdım. Yaptıklarının karşılığını almayan o şerefsizlere bedel ödetme zamanı gelmişti. Hiçbir maktul suçsuz değildi, hepsi yaptıklarının cezasını çekmemiş çocuk istismarcısıydı. Ve inanın bana hepsini itiraf ettirdikten sonra öldürdüm. Son maktul Vedat Karahan'ı da öldürünce benim işim bitti, şimdi adalete teslim oluyorum."
Ersin derin bir iç çekip bitkin sesiyle "Planlamalarını nasıl yaptın?"
Serdar gülmeye başladı "Hepsiyle teker teker tanıştım. Samimi oldum, ortamlarına girdim, evlerine misafir olarak girdim, etrafı gözlemledim. Hizmetli ve güvenlik olan evlerde değişim saatlerini gün gün not ettim. Kamera var mı, kamera olan evlerde kayıt odası nerede, kayıtları nasıl silebilirim sorularını bizzat normal bir sohbet arasında evin sahiplerinden öğrendim. Çikolata jelatini tamamen spontane gelişti. İlk cinayetimde kendisi bana çikolata ikram etti, işlediği suçu itiraf ettirdikten sonra öldürüp çikolata jelatinini cebine koydum. Devamında da bunu kendimi anlatabilmek için bir işaret olabileceğini düşünüp tüm cinayetlerimde yanımda çikolata götürdüm ve jelatinlerini üzerlerine bıraktım. Hepsi suçunu ölürken itiraf etti, suçsuz olan kimseyi öldürmedim. İstesem kaçabilirdim, beni bulamazdınız. Ancak amacım bu değildi, ben bu değilim."
Herkes buz kesmişti. Katilin anlattıkları karşısında kimse gözyaşlarına hakim olamamıştı, herkesin tüyleri diken diken olmuştu. İzleme odasındaki polislerin hepsi başını öne eğip düşünmeye başlamıştı. Ersin'in konuşacak hali bile kalmamıştı, içi burkulmuştu. Karşısında duran adam bir canavar değil, devletin sağlayamadığı adaleti sağlamaya çalışan her şeyini kaybetmiş bir abinin ta kendisiydi. 30 yıllık kariyeri boyunca binlerce kan dondurucu cinayete şahit olan Ersin Kaya, ilk defa bir sorgu sonrası gözünden yaş geldiğini ve ellerinin titrediğini hissetti.
Ancak ne olursa olsun adaleti sağlamak zorundaydı, karşısındaki bir katildi. Ayağa kalkıp kapıya doğru ilerlerken Serdar'a dönüp "Yaptıklarından dolayı kanunda kahraman değil aksine bir suçlusun, demir parmaklıkların ardına gideceksin."
Serdar'ın gözlerinde en ufak bir pişmanlık yoktu, hatta gurur duyuyordu "Ben zaten doğduğumdan beri demir parmaklıklar arkasından izliyorum hayatı başkomiserim, dışarıda elini kolunu sallayarak gezebilenler Vedat Karahan gibileridir, bizler değiliz." deyince herkes şok oldu.
Aslında Serdar çok anlamlı bir noktaya değinmişti, ne suç işlerse işlesin bir şekilde üstü örtülen ünlü iş adamları...
Ersin kapıyı açtı, sorgu odasından çıkmadan önce son bir kez masanın üzerindeki dosyalara baktı. Kitabın adını o an belirlemişti. Bu ne sadece basit bir cinayet davası, ne de basit bir intikam hikayesiydi. Bu tam olarak sistemin karanlığında kaybolanların verdiği kanlı bir "Adalet Arayışı" idi.
Bölüm etkileşimi
