1. bölüm · AÇELYA’NIN KAYIP MEVSİMİ

Birinci Bölüm: Sonbaharın Getirdiği Çocuk

Selin Omar

Bir zamanlar, denizin gökyüzüne en çok yaklaştığı küçük bir şehirde, Açelya adında genç bir kız yaşardı.
Şehirde insanlar onun hakkında çok şey bilirdi.
Güzel olduğunu söylerlerdi.
Sessizken bile gözlerinin çok şey anlattığını söylerlerdi.
Bir şeye gerçekten inandığında, kimsenin fikrinin onu kolay kolay değiştiremeyeceğini söylerlerdi.
Ama kimse Açelya’nın geceleri ne düşündüğünü bilmezdi.
Çünkü bazı insanlar, kalplerinin kapısını herkese açmazdı.
Açelya da onlardan biriydi.
Kalbi dışarıdan bakıldığında küçük, sakin bir ev gibiydi. Pencerelerinde sıcak bir ışık yanardı. İçeride çiçekler, eski anılar ve yarım kalmış hayaller bulunurdu.
Fakat o evin içinde, kimsenin bilmediği bir oda daha vardı.
Kapısı yıllardır kilitliydi.
Ve Açelya o odanın anahtarını çoktan kaybettiğini düşünüyordu.
Ta ki Burak karşısına çıkana kadar.

Sonbaharın ilk günlerinden biriydi.
Gökyüzü griydi ama yağmur yağmıyordu.
Açelya, şehrin eski sokaklarından birinde yürürken ayakkabısının altında ezilen yaprakların sesini dinliyordu. Sarı ve turuncu yapraklar kaldırımlara dağılmıştı.
Bir yaprak saçına takıldı.
Açelya fark etmeden yürümeye devam etti.
Tam o sırada karşı kaldırımda duran genç adam onu gördü.
Burak.
İlk bakışta onun hakkında söylenebilecek pek çok şey vardı.
Uzun boylu.
Sakin.
Biraz ciddi.
Ama gözlerinde tuhaf bir sıcaklık vardı.
İnsanların çoğu Burak’ın gözlerine baktığında kendilerini güvende hissederdi.
Açelya ise ilk karşılaşmalarında bunun tam tersini hissetti.
Sanki onu daha önce görmüş gibiydi.
Bu imkânsızdı.
Ama bazı insanlar hayatımıza ilk kez girmez.
Bazen sadece hatırlanırlar.
Burak birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra gülümsedi.
Açelya’nın saçındaki yaprağı işaret etti.
“Saçında sonbahar var.”
Açelya şaşırdı.
Elini saçına götürdü.
Yaprağı bulup çıkardı.
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten.”
Açelya yaprağa baktı.
“Demek sonbahar beni seçmiş.”
Burak’ın gülümsemesi biraz daha büyüdü.
“Belki de sen sonbaharı seçmişsindir.”
Açelya o an bunun sıradan bir cümle olduğunu düşündü.
Sonradan anlayacaktı.
Bazı cümleler hayatımızın içine küçük taşlar gibi düşer.
Önce önemsemezsiniz.
Sonra yıllar geçer.
Ve o küçük taşların, hayatınızın yönünü değiştirdiğini fark edersiniz.

O gün ayrıldılar.
İsimlerini bile birbirlerine söylemeden.
Açelya eve döndüğünde odasının penceresini açtı.
Denizden gelen serin hava perdeleri hafifçe hareket ettirdi.
Masasının üzerinde küçük bir açelya çiçeği vardı.
Çiçeğe baktı.
Sonra aklına sokaktaki yabancı geldi.
“Saçında sonbahar var.”
Açelya istemsizce gülümsedi.
“Ne garip çocuk.”
Sonra ışığı kapattı.
O gece uyumadan önce aklına gelen son şey Burak’ın yüzü değildi.
Sesi de değildi.
Gözleri de değildi.
Aklında kalan tek şey söylediği cümleydi.
Belki de sen sonbaharı seçmişsindir.
Açelya bilmiyordu.
Ama o sonbahar gerçekten onu seçmişti.
Ve sonbahar, yanında Burak’ı getirmişti.