2. bölüm · Abilerin koruması altında

2. Bölüm

Gündüz Melodisi🎶

Hastaneye vardığımda birilerine sora sora yerlerini buldum. Oldukları odanın kapısını açtığımda yanlarında hoş giyimli birilerinin olduğunu gördüm. Annenin yanına gidip böldüğünü soracakken içeriye doktor girdi.
“ Merhaba, kanların alınmadı için şu taraf geçip koltuklara oturalım lütfen.” Anne beni ittirerek
koltuğa yönlendirirken odadaki insanların bakışlarını gördüm. Anneye sinirli sinirli bakıyorlardı. Önüme dönüp koltuğa oturdum ve başımı kaldırdım. O an benim yaşlarımdaki erkek çocuğun koluma kızgın bir şekilde baktığını gördüm. Başımı koluma eğdiğimde sebebini anladım. Annenin beni çekiştirilen tuttuğu yer morarmıştı. Başımı tekrar kaldıramadım. Hemşire gelip benden ve o hoş giyimli hanımefendiden kan aldı. Sonradan öğrendim ki bu aile Kanlıhançer Ailesiymiş. Yani
bu ülkenin hem sayılı zenginlerinden hemde yer altı yöneticisi. Biz bunlar ile nasıl aynı yere denk geldik. Ailenin özel isteği üzerine kan sonuçları 2 saate çıktı. Bende o Arda birşeyler yedim. Odaya geri döndüğümüzde doktor çoktan gelmiş herkes bizi bekliyordu. Biz hemen keneda geçip doktorun konuşmasını dinlemeye başladık. “ Evet, sonuçlar çıktı. DNA sonucuna göre Ecem Ada Lavers , Hande
Kanlıhançer’in 99,98 ihtimal ile kızı. “ dedi ve çıktı. Kadın ağır adımlar ile yanıma gelirken ben dah olayın şokunu atlatamamıştı. Kadın gelip bileğimden tutarak beni dışarı çıkardı. Bileğimi sıkmadı. Kapını önüne çıktığımızda kapıyı kapatıp konuşmaya başladı.” Ben senin annenim. Seni yıllarca aradım. Çocuklar karışmış ama benim büyüttüğüm çocuk seli büyüten ailenin değilmiş. Bunu onlara söylediğimizde kızlarını bulamayacakları için seni bize vermek istemediler ve DNA testini reddettiler. En sonunda onlara yüksek bir mebla teklif ederek seninle görüşebildik. Kızım… bize hemen alışmanı beklemiyorum ama lütfen bizimle yalı ya gel. Seni abilerinde görmek istiyor. Lütfen…” ben bu konuşmanın ardından bir süre bekledim ve “ İçerideki çocuk kim ? Birbirimize çok benziyoruz.” Kadın beklemeden cevap verdi. “ İkizin”

Neee benim ikizim mi? Şaka mı bu ayy çok heyecanlandım şimdi. “ Sizinle gelirim ama önce ikizim ile tanışmak istiyorum.” “ Tamam hadi gel sizi tanıştırayım. Zaten seni senden dinlemek istediği için araştırmalara bakmamıştı.” Ayy ben bu çocuğu şimdiden çok sevdim.

İçeri girdiğimizde ikizim hızla benim yanıma geldi. Ben sarılmasını beklerken önümde durdu ve “ Sarılmama iznin varmı ?” diye sordu. Ben cevap olarak ona yavaşça sarıldım. Bir ana duraklasa da hemen bana sıkıca sarıldı. Beni yukarı kaldırıl hızla döndürünce ona daha sıkı sarıldım. Oda bir tur daha dönüp beni yere indirdi ve tekrar sarıldı. Sanki ikizi olduğumdan ve gerçek olduğumdan emin olamıyormuş gibiydi. Anne ve baba denen üvey insanlara bakmadan ikizimin elini tutup bahçeye doğru ilerledim. “ Neden üvey ailene basa etmedin”
“Onlar bana hiç bir zaman icat bile olsa destek çıkıp aile olmadılar ki bağ kurup vedelaşayım”
Bunun üzerine bir şey söylemeden beni takip etti. Bahçeye çıkıp bir banka oturdum ve o da yanıma oturdu. “ Abiler… Nasıl insanlar?” diye sorarak konuşma başlattım.

Araz’dan (ikiz)

İkizimi çok sevdim. Çok samimi bir insan . Tabi samimi olmak istedikleri ile. Onun hakkında ilk gözlemim bu çünkü bana ve üvey ailesine olan bakışları bunu ifade ediyor yeterince.Şimdi bana abimler hakkında soru sormuştu ama abimlerim telefonda sessiz de bizi dinlediklerinden haberi yoktu. Sanırım abiler hakkında yanlış bir düşünce ile yetiştirilmişti. “ Onlar, çok samimi ve eğlenceli insanlar. Eminim seni çok sevecekler. Zaten yalıda seni görmeyi bekliyorlar. Tanışınca çok iyi insanlar olduklarını zaten göreceksin. Bu arada en belirgin özellikleri hepsi herşeyden önce ailesini seçer.” bu sorusuna bu şekil bir cevap bence gayet yeterliydi. “ Peki, ne zaman yalı ya gideriz?” “Sen eşyalarını alınca gideceğiz.” “ Tamam o zama hadi seninle almaya gidelim yolda sohbet ederiz belki” O isterdi de ben onunla konuşmazmıydım. Ama tabi onun bundan haberi yok. Arabaya gittik be sohbet ederek evin önüne geldik. Tanışma faslını eve akşama saklıyordum. Neyse işte eşyalarını aldık ve tekrar yola koyulduk.

Yolun yarısında ,

Baran abim arıyordu. Hemen açtım ve Ada’ma sessiz olması için işaret yaptım. Onayladığında aramayı cevapladım.” Alo” “ Abicim n’aptınız Ada yu aldınızmı ?” “ Evet abi aldık birazdan gelmiş oluruz.” “ Hiç sesi çıkmıyor nerede” “ Arkada uyuyor “ “ Tamam dikkat edin kapatıyorum görüşürüz” “görüşürüz” aramayı kapattığımda yol sessiz bir hal aldı ve bu yalıya gelinceye kadar devam etti.