1. bölüm / 1
ABiLERİMİLK SERZENİŞ ...
Bölümler 1Şu an: İLK SERZENİŞ ...
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yine her zamanki gibi boşlukta , kimsesiz ve yalnız hissettiğim günlerden biriydi. Yılların en soğuk kış ne yaşıyorduk sanki, Yağmur seyrek saçları mı sıkça yağ ile ıslatıyor ve beni yine yalnız bırakmıyordu. 15 yaşında bir kız çocuğuyum ben ailesinden Sevgi bekleyen ama hep annesini onu zehrin üzerine akıttığı bir canlı olarak yıkılan bir kız çocuğu...
Severlerdim belki bir zamanlar ama şimdi nefret ediyorlar. Ben İstanbul'da doğmuşum ama ailem doğduğumdan kısa bir süre sonra benimle birlikte İzmir'e taşınmışlar, akrabalarım tarafından hiç sevilmedim ben. Bence bunun tek sebebi çok inatçı olup ebeveynlerime benzemem olabilirdi. Annemin büyük ısrarı ve babamın büyük ısrarı çakışınca sonuçta annem kazanmış ve babamı İstanbul'a taşınmaya yönlendirmişti. Karar alındıktan hemen sonra babam hemen nakliye işlerini halletmiş annem ise yine bana Emirler veriyordu.
Ertesi sabah evi terk ettik babam eşyalarını nakliyecilerin getireceklerini söyledi. Bir süre sonra yolda dışarı izlerken kendimi uykunun kollarına bıraktım...
Ne kadar süre olduğumu bilmiyorum annem ve babamın benim adımı seslenmeleri ile gözlerimi birkaç kez kırpıştırıp uzun kirpiklerinin arasından sözde anne ve babama baktım. Tam o sırada annem beni azarlamaya başladı. Babam sinirlenmiş olmalı ki birden arkasını dönüp beni uyarmak için ağzından ayrılmıştı ve tam o sırada bir korna sesi bir kargaşa ve büyük bir gürültü, galiba kaza yapmıştık gözlerime yavaşça açtığımda herkes etrafımda toplanmaya başlamıştı bile, benden biraz büyük bir çocuk gördüm sanki sonra bedenimin Bir kuş gibi havalandığını hissettim. Çocuk biri veya birilerine bir şeyler söyledi ama bilincim tam yerinde olmadığı için ne söylediğini algılayamadım sonra ise birinin kapandı ve gerisi karanlık....
••••••
Çok ruhsuz ve üzgün bir andayım şu an küçük bir can feda etmiştik biz, daha doğmamış suçsuz bir cam. Hep abla olmayı hayal etmiştim ben mutluydum yakında olacaktım ama yaklaşık yarım saat önce beyaz çarşaflı bir hastanın odasında gözlerimi açtığımda öğrendim Hacı gerçeği şimdi ise o öğrenmiş Bir Çığlık çığlığı ağlıyordu. İşte her zamanki gibi bana nefretini kusuyordu o anne demeye bir şahit isteyeceğim bir kişiydi. Ağlamaların arasında benden ne kadar nefret ettiğini dile getirmekten üşenmiyordu, kriz geçiriyordu sanırım artık ayakta duramayacağını anlamış ve yanında onu suskunluk ve ezilen kocasına tutsunmuştu ve bir saat sınıfının ardından bayılmadan önce şunu söyledi"ona gerçeği söyle" evet söyledikleri buydu ve sonrası ise onun için karanlık.
O kendine uykunun kollarını bırakırken sedye yatırıp götürüldü. Belki Kendi yazdığını baş başa kaldım tam o sırada omzumda hissettiğimi ele irkildim, arkamı döndüğünde yaklaşık 25 26 yaşlarında benimkinin aksine koyu zümrüt yeşili gözlere sahip bir adam ile karşılaştım. Gözleri aşık olunacak kadar güzel bir yeşildi , fakat fazlasıyla da ürkütücüydü korkutuyordu insanı . Ben bunları düşünürken o konuşmaya başladı ;
-İyi misin ufaklık?
Sesi çok iyiydi kalın ve erkeksi bir ses tonu vardı. Ben ona sen bakarken dayanamayıp güldü ve ben de güldüm sonra bir daha konuşmaya girdi;
-hadi gel sana bir şeyler ısmarlayayım, kötü gözüküyorsun.
İlk başta tereddüt etsem de sıcak tebessümünü beni ikna etmiş onaylarcasına başımı sallamıştım, yavaşça ayağa kalktım ve onunla birlikte yürümeye başladık . Yanından geçen bir hemşireye 2 tost bir çay ayrıca küçük boy meyve suyu söylemiş ve kulağına doğru eğilip bir şeyler daha mırıldanmıştı fakat duyamamıştım.
Sonrasında siyah kapılı bir odanın önüne geldik ve bu oyunda kartı kapıyı açtı. İçeri girdiğimizde siyah ve beyaz renklerin çoğunluk olduğu sade ama bir o kadardı naif bir doktor odasıydı, evet yanılmamıştım o bir doktordu.
Hastanelerden nefret ederdim ben küçükken bir süre kullandığım ilaçlar yüzünden evlatlık verildiğimde şu anki ailem anlamıştı sorunumu hastaneye gidip birkaç test yaptırdık ve yanılmadığımı anladım bir sürededir ilaçlar ve zehirler ile iç içe yaşadığımı öğrendim. Ve şu an hiçbir ilaç bana etki etmiyor ayrıca sakinleştiriciye alerjisi olan bir insanım ben hastalandığım zaman kendimi iyileştirmeyi kendi yaralarımı sarmayı çok küçükken öğrendim bana sıcak çorbalar yapıp ateşlendiğimizde sabaha kadar başında bekleyen biri yoktu ve hiç olmadı. Hep aynı şefkati gören çocuklar yemleriniz mi keşke derdim keşke benim de bir ailem olsa onlar gibi...
Odaya girdiğimizde ben odayı incelerken kendisi masanın arka tarafında olan sandalyeye oturdu ve eliyle benim de masanın önündeki sandalye oturmamı işaret etti . çekinerek de olsa sandalyeye oturdum . Aramızdaki rahatsız ediyor sessizlik odanın kapısının açılması ve içeriği elinde yemeklerle stajyer olduğunu tahmin ettiğim uzun boylu birinin girmesiyle son buldu içeri giren kişi hemen elindeki tepsiyle konuşmaya başladı;
-Arın abi nereye koyayım?
-Alp gel dedim hatırlamıyorum kardeşim*
-Kusura bakma abi elim doluydu da
-iyi bir daha olmasın en azından seslen
-tamam abi
Adını Arın olduğunu öğrendiğim ve bana sıcacıklarından bu adamın birden soğuyup sertleşmesinden dolayı biraz korkmuştum açıkçası.
-tepsiyi şuraya koy sen .(dedi arın )
Çocuk:
-peki
Demiş ve tekrardan özür dileyip çıkmıştı.
Yine yalnız kaldığımızda arının yüzünde tekrardan o sıcak gülümseme yerleşti ve kalkıp tepsi yerinden aldı . Ardından önüme koydu ve başını yememi işaret etti ben çekinerek de olsa birazcık yedim ve ayağa kalkmaya yelkenlilerimde sabrilerimdeki acıyla sesli bir şekilde inledim benim bu hareketimle hızla ayağa kalkıp önüme geldi ve benimle aynı boya gelmek için dizlerinin üzerine çöktü
" Helal seni kızım koca adamı önünde diz çöktürdün"
"Tabii Cafer ne sandın"
İç sesimle konuşmaya bırakıp önümdeki koca adama baktım ,endişeli görünüyordu. Ve yemesin farelerini buz mavilerinden çekmiyordu sanırım hasar kontrolü yapıyordu.
Ardından hemen ne olduğunu sordu , bileğindeki acıdan da bahsettiğimde izin istemişse muayene etmek için eşofmanın sıyırıp bileğimi açıkta bırakmıştı.
Tam o sırada gözü bileyim ve bir yerde takılı kaldı doğum lekemde...
İyi doğum günüme gittiğinde olmayacak şekilde parmağını oraya bastırdı ağzından istemsiz bir inleme döküldüğünde başınıza yukarı kaldırıp bir süre beni izledi ve bu sırada ben de onu tabii ki onu süzmüştüm "gerçekten çok yakışıklıydı"
"Bir afet bir afet"
"Sus Cafer o bizden büyük"
"Olsun biraz asılsak ne olur sanki"
"Ay Cafer aşk olsun ben öyle biri miyim?"
"Evet tam da öyle birisin"
İçimden Cafere cık cıklayıp tekrar önüne döndüm onun ise yüzünde farklı bir şekilde şaşkın bir ifade var gibiydi.
Ve evet sonunda konuşmaya başladı.
-Ö-özür dilerim farkına varamamışım çok acıdımı?
- Biraz ama sorun değil (^3^♪
-Tamam peki ne zamandır böyle bileyin?
-Kazada oldu
-anladım bunun için kullandığınbir krem var mı?
-hayır uyandığında bir ağrı yoktu ama doktor söylemişti şimdi fark ediyorum.
-tamam ben sana bir ilaç getireyim deyip ayağa kalktı tam o sırada itirazımı beyan ettim
-gerek yok ben gideyim artık dedim ve bir şey demesine izin vermeden hemen ayağa kalktım teşekkür edip gidecekken öyle bir dakika işareti yaptım masanın üzerindeki küçük Aralık kutunun içinden bir şeyler çıkarılıyor tekrar önüme geçirip eğer elindekini almamı işaret etti. Ben ise hala yüzüne bakıyordum bir süre daha buna devam ettim sonrası gözlerin elindekine çevirdim ve elindeki ile gözlerimiz kesiştiğinde ağzından varlık arasında istemsiz bir kıkırtı çıktı.
-B-bu ne (diyebildim sadece)
-bal bence seversin
-evet çok severim deyip birden öne atılıp küçük paketinden aldım¿¿
Ben küçük paket öyle bir aşkla bakmış olmalıyım ki çıkarıp bir tane daha vermişti.
-al bakalım küçük bunu da cebine koy sonra yersin
Ben mutluluğuma mutluluk katan bu hareketine biraz daha gülümsedim ve tekrar konuştum:
-Teşekkür ederim abi ♥️
°°••••°°
İlk bölüm bu kadar umarım beğenirsiniz ♥️♥️
Takip etmeyi ve yorum yapmayı unutmayın 😚😚
Bölüm etkileşimi
