7. bölüm · 8/A

"Öyle kolay aşık olmam"

Çok yaşlı bir Azrail

EMİR'DEN

"Sonunda! Yemin ederim açlıktan ölüyordum!" Ağzına kocaman bir ekmek arası yumurta, hemen ardından da zeytin, peynir diye ağzına tokuşturdu Berk. Ona gülerek "Bari yavaş ye de miden çökmesin." Dedim gülerek.

Şuan Sevgi hoca'nın söylediği restoranda kahvaltı yapıyorduk. Erkekler kızlar olarak birlikte aynı masada oturuyorduk, hocalar ayrı masayada oturuyordu.

Aniden içimizden biri "Ben doydum. Hepinize afiyet olsun." Diyerek kalktı masadan Yasemin, o kalkınca da bulunduğumuz restorandın garsonlarından biri yanımıza geldi,

"Merhabalar gençler, restorandımıza hoş geldiniz. Orkun hoca'nın dediğine göre yemeğini bitirenler şu karşıdaki çardakta beklemesi gerektiğini söyledi. Ancak yola çıkana kadar ihtiyaçlarınızı da karşılamanız hepiniz için iyi olur." Dedi ve hemen yanımızdan ayrıldı.

Masadan çoğu kişi kalkmaya başlamıştı ki onlardan biride bendim. Hızla lavabonun yolunu tuttum, içeri geçtiğimde Mert, aynadan bakarak kendine çeki düzen veriyordu. Hemen arkasında, Arden el hareketleri yaparak onu güldürüyordu. "Tamam yakışıklısın anladık Mert! Maşallah görende model sanacak." Lavabodaki herkes kahkaha atmaya başladı.

"Yav sus be olum karizmamı bozuyorsun, lan sende bir dur yavşak yavşak hareketler yapıp duruyorsun!"

"Ama Emir çok doğru söylüyor." Dedi lavabodan çıkan Rüzgar, kahkahadan nefesi kesilmişti, zor nefes alıyordu.

Fazla uzatmadan ellerimi yıkayıp lavabodan çıktım. Biraz etrafı dolaşmak, biraz olsun şu tatlı rüzgar esintisinin tadını çıkarmak istedim. Bi saniye! Noluyo bana! Daha biraz önce telefonu zor bırakıyordum, ya şimdi. Kafamdaki düşünceleri susturmak istercesine kafamı iki yana salladım. Aniden birinin bana,

"Ne düşünüyorsun?" Diye sormuştu. Başımı çevirdiğimde Melisa'nın yanımda olduğunu fark ettim.

"Hiç sadece kafa dinliyorum."

"Sen mi? Güldürme beni! Hem sen hep demezmisin hayat çok sıkıcı ama oyunlar çok eğlenceli diye! Şimdi de bana gelmiş 'kafa dinliyorum' diyorsun."

"Bana şuan hiçte sıkıcı gelmedi Melisa, üstelik ben sana gelmedim sen bana geldin."

Bana göz devirerek "Hadi birazdan çardakğa gel. Yola çıkacağız nede olsa, şu fasulye kadar olan kafanı topla!" Dedi. Ona bişey demek yerine önüme dönüp kafamı sallamakla yetindim.

Tam kendisi gidiyorken ayağı orta boyda bir taşa takıldı ve hemen üstüme düşü verdi. Değil üstüme düşmek resmen dudak dudağa öpüşmüştük! Her ne kadar tesadüf yada kaza gibisinden bişey olsada hoşuma gitmişti. Hemde çok hoşuma gitmişti.

Oysaki öyle kolay aşık olmazdım ben...

______________________

Evet bu günlük bu kadardı biraz aşk yaziyim dedim nasıl olmuş neyse fazla uzatmicagim hadi herkese iyi geceler 🥰