2. bölüm / 2
#837 NumaraHaber
Bölümler 2Şu an: Haber
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir Pazar akşamı saat 19.37 akşam yemeğini bir lokantada yiyorduk. Ailemin tek çocuğu olduğumdan canım çok sıkılıyordu.
17 yaşındaydım fakat ailem bana 14 yaşındaymışım gibi muamele yapardı. Varlıklı bir ailenin çocuğuydum ama bunun yerine sadece mutlu olmayı tercih ederdim.
Yemek olarak kendime soslu makarna söylemiştim. Bir yandan yemeği yiyor, bir yandan ailemin saçama konuşmalarını ve tartışmalarını dinliyordum. Etraf kalabalıktı, yaşıtlarım ailesiyle gülerek konuşuyordu. Ben sadece izliyordum.
Derin bir iç çekip çatalıma makarna almaya başladım. Farkında olmadan birkaç tane fazla almıştım. Ağzıma götürürken bir tanesi ilk önce krem rengi gömleğime, sonra siyah keten pantolonuma düşüp sos lekesi yapmıştı. Ağzımda bir küfür mırıldandığım an annemin dikkati bana döndü. “sıkıntı yok lavaboda temizleyebilirsin kızım” içten bir şekilde gülümsedim. Onaylarcasına başımı saklarken “tamam teşekkür ederim anne” dedim ve ayağa kalktım. Lavaboya ilerlerken babamın arkamdan dikkatsiz işte dediğini duydum. Aldırmadım. ve lavaboya ilerlemeye devam ettim.
Lavabo kızlar ve erkekler olarak ayrılmıyordu ikisi bir olarak kullanılıyordu bu lüks restoranda benden başka kimse bundan rahatsız olmuyordu sanırım.
Tek amacım üzerimi temizleyip sessizce geri dönmekti...
Sonunda lavaboya varmıştım aynanın önüne geçip ellerimi musluğun kenarlarına yasladım derin bir iç geçirdim sonra yavaşça elim peçeteliğe uzandı.
O sırada bir tuvalet kapısı açıldı kalbim korkuyla atmaya başladı çünkü çıkan kişi erkekti adama göz ucuyla baktığımda üzerinde lacivert bir takım elbise vardı boyu tahminen 1.91 saçları kahve gözleri ise elaydı oldukça yakışıklı biriydi sanırım kaslarıda vardı
Ben daha fazla incelemeden o yanımdaki musluğa geçti Musluğu açıp ellerini yıkamaya başladı ben ise gömleğimle ilgileniyor ona bakmamaya gayret gösteriyordum her saniye bana saat gibi gelirken aniden sessizliği bozdu
“İncila Tanrıkulu siz olmalısınız değilmi hanımefendi”
“Sesimi işitiyor musunuz hanımefendi?”
Aynı senaryo tekrarlandı. En son kendisi bir iç çekti. Peçete tutan elimin bileğini tutup beni kendine çevirdi:
“Size sesleniyorum hanımefendi, duymuyor musunuz?”
Sesinde tehdit hissetmiştim sanki. Bir nefes verip ben de konuşmaya başladım.
Bölüm etkileşimi
