3. bölüm / 4
𝓜𝓪𝓯𝔂𝓪 𝓫𝓸𝔂 𝓪𝓷𝓭 𝓗𝓪𝓻𝓫𝓲 𝓰𝓲𝓻𝓵ʏᴇɴɪ̇ ʙɪ̇ʀ sᴀʏғᴀ
Bölümler 4Şu an: ʏᴇɴɪ̇ ʙɪ̇ʀ sᴀʏғᴀ
- 1 ɢᴇᴄ̧ᴍɪ̇şɪ̇ɴ ɪ̇ᴢʟᴇʀɪ̇ (ᴇʏʟᴜ̈ʟ)1.087 kelime
- 2 sᴇssɪ̇ᴢ ʏᴏʟᴄᴜʟᴜᴋ1.753 kelime
- 3 ʏᴇɴɪ̇ ʙɪ̇ʀ sᴀʏғᴀ1.035 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 ɢᴇᴄ̧ᴍɪ̇şɪ̇ɴ ᴛᴇᴋʀᴀʀɪ1.599 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eylül Sercan beyle beraber eve gelmişti. Arabadan indiklerinde Eylül hayretler içerisinde eve bakakalır. "Bu-bu e-ev se-senin mi-mi? " Sercan bey gülümseyerek "Artık seninde evin burası. " Eylül gülümser. Evin içine girerler. Sercan beyin bütün adamları dizilmiş bir vaziyettedir. Sercan bey tek tek adamları göstererek " Bunlar benim korumalarım. Ama ben onları pek çalışanım olarak görmüyorum. Onlar bir nevi benim ailem gibidir. ( adamlarına dönerek) Bundan böyle Eylül'ün sözü benim sözüm gibidir. Anlaşıldımı gençler. " hepsi birden "Anlaşıldı abi. " derler.Sercan Eylül'e evi gezdirir. En son onu odasına getirir.Kapıyı açarken Eylül'e " Eveet burasıda senin odan Eylül. Şu an biraz sade halde ama istersen zevkine göre değişiklik yapabiliriz. " Eylül hayretler içerisinde odaya girer. Etrafa bakarken içinden 'Artık benimde bir odam var ' diye geçirir. Sercan yiz ifadesine bakarak " Pek beğenmedin herhalde. " Eylül Sercan'a dönerek " Yo-yok ço-çok be-beğendim sa-sadece bi-biraz
şa-şaşırdım i-ilk de-defa
ke-kendime a-ait bi -bir o-odam
o-oluyorda. " Sercan gülümseyerek " Peki madem beğenmene sevindim. " der.Böylelikle ilk günü geçmiş olur. Ertesi gün Eylül alışkanlık olarak erken kalkar. Etrafı incelemeye başlar. Ancak bilmediği şey Sercan beyinde tıpkı onun gibi erken kalkma alışkanlığı olduğudur. Tam bahçeye çıktığında onun kum torbasıyla çalıştığını görür. Yanına giderek " Ser-sercan be-bey
be-ben de
de-deneye-yebilirmiyim? " Sercan bey kum torbasını durdururak
" Öncelikle bana bey değilde abi mi desen? Ne dersin? " Eylül "Ne -ne ya-yapıyım ? A-abi di-diyimmi? " Sercan bey " Tabiki diyebilirsin. " Eylül " Se-sercan a-abi o-ol-oldu
m-mu? " Sercan "Heh şimdi oldu. (Bir kum torbasına bakar birde Eylül'e bakarak) Bu sana ağır gelmesin. " Eylül başını yukarı kaldırırak " Yo-yok a-ağır gel-gelmez. Be-ben P-pragta da-daha bü-büyü-yüğüyle (derin bir nefes alarak) ça-çalı-şı-şıyordum. " nefesini verir. Sercan " Konuşurken kendini zorlamana gerek yok. Ben seni sabırla beklerim. Anlaştıkmı? " dedikten sonra yerini Eylül'e bırakır. Eylül küçük olmasına rağmen tıpkı Sercan gibi kum torbasını
yumruklamaya başlar. Sercan şaşkınlıkla izliyordu. Yedi yaşındaki küçük bir kızın yumrukları, yaşıyla hiç uyuşmuyordu. Bunun sebebi ise belliydi; Eylül beş yaşından beri iki yıl boyunca her gün kum torbasıyla çalışmıştı.Ve o an anladıki onun içindeki sadece bir yetenek değildi gerçekten büyük bir potansiyeli vardı onun.
1 ᕼᗩᖴTᗩ ՏOᑎᖇᗩ
Beraber geçirdikleri günler boyunca Sercan ve Eylül beraber antrenman yaparlar. Sercan birgün Eylül'e
" Birkaç yıl daha geçsin seni müsabakalarada çıkartırım istersen. " Eylül sevinçle
" Ge-gerçek-tenmi? " Sercan " Tabiki gerçek eğer sende istiyorsan. " Eylül zıplayarak "O-OLEY! " diye bağırır. Kapnın oradaki korumaya koşarak " Ca -cafer a-abi bi-bili-yormusun is-ister-tersem
bi-bir-birkaç yı-yıl so-sonra (derin bir nefes alır) mü-müsa-ba-bakaya çı-çıka-bi-bilirmişim. " Cafer
" Öylemi Eylül çok sevindim. (Elini havaya kaldırır) Öyleyse çak bakalım. " der. Evdeki korumalar da ona çok alışmıştır. Eylül'de o eve alışmıştır. O günden sonra dahada hırsla çalışmaya başlar. Birgün Arif Sercan beye gelerek " Abi akşamki maçın saati belirlenmiş. " der Eylül dikkat kesilerek orayı dinlemektedir. Sercan bunu fark eder. Ona döndüğünde Eylül sanki dinlemiyormuş gibi yaparak etrafı izlemektedir. Sercan " Tamam Arif saat kaçmaya maç yarım saat önce hazırlan bana haber edersin. " Arif
" Tamam abi. " diyerek gider. Sercan da gizlice Eylül'ün arkasından gelir. Eylül'de bakmadığını düşünerek o tarafa döner orada olmadığını görünce şaşırırki Sercan arkasından gelir
" Hayırdır küçük hanım birinemi baktın. " Eylül korkarak yerinden sıçrar arkasında Sercanın olduğunu görünce " Yo-yo ki-kimse-seye ba-bakmadım. He-hem bi-bir i-insanın a-arkasından bö-böyle ge -gelinir mi? " Sercan başını aşağı yukarı sallayarak " He demek öyle .Birinin arkasından gelmek yanlış(kulağını eğilerek) ama birini gizlice izlemek doğru öylemi? (Eylül yani der gibi bir tepki verir) Peki öyle olsun..." Eylül " Se-sercan a-abi ma-maça be-ben de ge-gelebi-bilirmiyim? " Sercan " Seni şuan böyle bir maça götüremem ama... " Eylül
" Lü-lütfen be-ben de ge-geleyim. "
Sercan biraz düşünür Eylül yavru kedi gibi baktığını görünce kıyamayarak " İyi peki madem sende gel (Eylül tam sevincekken) ama tek şartla eğerki bana birşey olucak olursa Cafer abin seni buraya geri getircek ona zorluk çıkartmıycaksın anlaştıkmı? " Eylül biraz duraksar sonra " A-anlaştık. "
der devamında anlamıycağını düşünerek işaret diliyle 'ama öyle birşey olmıycağı için sıkıntı yok 'der. Sercan " He demek o kadar eminsin benden öyle mi? " Eylül elbette der gibi başını sallar sonrada şaşkınlıkla " Se-sen
i-işa-şaret di-dili bi-bili-yormusun? "
Sercan evet manasında başını sallayınca Eylül mahcup bir şekilde utanarak başını eğer.
Akşam olur ve müsabaka saati gelir. Sercan bey adamlarıyla beraber sahaya girer. Girdikten sonra Eylül'e dönerek " Bana şans dile küçük hanım "der ve maç başlar. Eylül kekeleyerek tezahürat etmeye çalışır. Uzun bir mücadeleden sonra Sercan galip gelir. Eylül sevinçten havalara uçar.Sercan ringten çıkar çıkmaz ona sarılırak " Ba-başar-ca-cağını bi-bili-yordum. " Sercan " Senin desteğin olmasa yapamazdım küçük hanım. " der. Tam oradan ayrılcakken rakibi mağlubiyeti kendine yediremez ve adamlarıyla beraber önlerini keserler. Sercan hemen Eylül'ü arkasına alır. Bütün adamları çoktan çıktığı için Eylül'le kapana kısılmıştır. Sercan bir taraftan adamlardan nasıl kurtulcağını düşünürken bir taraftan da Eylül'ü korumaya odaklanmıştır.Bağırarak Eylül'e
" ARKAMDA KALIYORSUN! " der. Bir süre sonra büyük kavga başlar. Sercan biriyle boğuşurken arkadan başka biri saldırcak olur tam bu sırada Eylül ona engel olarak kavgaya girer. Sercan ve Eylül bir süre sırt sırta mücadele ederler. Bütün adamları yere serdikleri sırada Sercanın adamları ortama dahil olurlar. Arif hemen Sercanın yanına gelerek
" Abi varmı bir hasar? " Sercan kendini düşünmeden hemen Eylül'e bakar. Eylül'ünde sadece kaşı patlamıştır. Eylül ona baktığını görünce " Be-ben i-iyiyim a-abi
e-esas se-sen i-iyimi-misin? " Sercan telaşla Eylül'ün yüzünü tutarak " Nere iyisin ya kaşın patlamış. ( diyerek Arif'e döner) Ariif koş arabayı getir hastaneye gıdıcez. " Arif " Tamam abi. " Eylül gözlerini açarak Sercanın elinden tutar ve " A-abi ne-ne
ha-hasta-tanesi sa-sade-dece
kü-kük bi-bir sı-sıyrık o-o ka-kadar. Bi-bir pa-pansu-suman
ya-yapa-parız ge-geçer. " Sercan sakinleşerek " Öylemi diyorsun. " Eylül yani dercesine başını sallar. Arif de bu sırada arabayı getirir. Eve giderler. Sercan hemen pansuman malzemelerini alarak pansumana başlar. Bir taraftan pansuman yaparkende Eylül'e " Aferin kız sen ne güzel kavga ettin öyle. Böyle giderse sen benim pabucu dama atarsın ha benden söylemesi. " Eylül Prag'ta yaşadığı için haliyle Türk deyimleri ne biraz yabancıdır bu yüzden garipseyerek " Be-ben
ni-niye se-senin pa-pabucunu
da-dama a-atıyım-yımki? " Sercan bunu duyunca gülmeye başlayarak " Bu bir mecaz Eylül pabucunu dama atmak o kişinin değerinin azalması manasına gelir.Anladınmı şimdi. " Eylül şaşkınlıkla "Heeee! " der. Bu olayla birlikte aralarındaki ilk güven bağıda kurulmuş olur.
ʙᴏ̈ʟᴜ̈ᴍ sᴏɴᴜ
Bölüm etkileşimi
