1. bölüm · 404 BULUNAMAYANLAR
YENI ÖGRENCI
@lavin.diary
✨ AYDINER KOLEJİ GÜNLÜĞÜ ✨
Herkese selam, tabii ki yine ben 💅🏼✨
Umarım bu aralar akışınızı benden daha ilgi çekici bir şeyle meşgul etmiyorsunuzdur... hani nerede o cesaret? 😉
Bugün elimde tam anlamıyla radarımı kilitleyen bir haber var... 👀
Aydıner Koleji'nin elit dünyasına yeni bir isim dahil oluyormuş. Evet, yanlış duymadınız: Aramıza taze bir kan katılıyor.
Duyduğuma göre aura'sı epey yüksek, göz ardı edilmesi imkânsız biriymiş.
Fakat biliyorsunuz... Bizim kulüpte dengeleri korumak herkesin harcı değildir. Aydıner'in standartlarına uyum sağlamak öyle sanıldığı kadar kolay olmuyor. 😏
Bakalım bu yeni sima hiyerarşiyi sarsabilecek mi, yoksa sadece kısa süreli bir eğlence mi olacak?
Merak etmeyin, kulislerde dönen her detayı her zamanki gibi ilk benden öğreneceksiniz.
Şimdilik bu kadar, stilinizden ödün vermeyin. 💋
xoxo,
Lavin A.
📍 Aydıner Koleji
🤍 12. Sınıf
#AydınerGünlükleri #HighSociety #LavinsDiary #AydınerElite
[GÖNDERİ PAYLAŞILDI]
Lavin, telefonu elinde birkaç saniye daha tutup ekrana düşen bildirim silsilesini izledi. Yorumlar saniyeler içinde akmaya başlamıştı bile:
"Kimmiş?"
"Yeni kız mı geliyor?"
"Lavin sen kesin detayları öğrenirsin, bizi merakta bırakma!"
Lavin'in dudaklarının kenarında kendinden emin, hafif bir tebessüm belirdi. Telefonunun kamerasını açıp ekran yansımasında kendine kısa bir bakış attı; omuzlarına dökülen saçlarını düzeltti, masadaki soğuk kahvesinden küçük bir yudum alıp cihazı deri çantasına bıraktı.
Aydıner Koleji'nde herkes bir şeyleri bilmek isterdi. Ama bilmedikleri şeyleri öğrenmek için tek bir adrese bakarlardı: Lavin Aksoy. Çünkü Lavin sadece koridorlarda olup biteni izleyen biri değildi; o, Aydıner'in tam kalbinde durup nabzını bizzat tutan kişiydi.
Oturduğu masadan zarafetle kalktı. Üzerindeki tasarım ceketini şöyle bir düzeltip kantindeki kalabalığın arasından kendi grubuna doğru ilerledi. O geçerken birkaç masadaki fısıltılar anında kesildi; kimi çaktırmadan telefonuna bakıyor gibi yaparken kimi doğrudan gözlerini ona dikmişti. Lavin bu bakışların hiçbirini karşılıksız bırakmadı-hepsini olağan bir saygı duruşu gibi karşılamaya alışkındı.
Arkadaşlarının masasına ulaştığında yüzünde o alışıldık, çabasız gülümseme vardı.
"Hello babyler, nasılız bakalım?"
Rüzgar başını kaldırıp ona ters bir bakış attı. "Yine mi sen? Beş dakika önce bütün okulun ekranındaydın zaten," dedi alaycı bir tonla.
Lavin, sandalyesini çekip Mira'nın hemen yanına kuruldu. "Ne yapayım hayatım? İnsanlar kaliteli içerik görmeyi özlüyor."
Mira gözlerini devirerek gülümsede aksatmadı. "Senin bu kendinle olan aşkın ne zaman bitecek acaba?"
"Aşk değil canım, sadece gerçeklerle barışık biriyimi," dedi Lavin, telefonunu masanın ortasına bırakırken.
Kaan bakışlarını ona çevirdi. "Yine ne fırlattın ortaya?"
Lavin kaşlarını hafifçe kaldırdı. "Yeni gelen taze kan haberini tabii ki."
Çekik yeşil gözleri, keskin elmacık kemikleri ve dolgun dudaklarıyla dikkat çeken Atlas, kahvesinden bir yudum alıp başını salladı. "Çocuk daha kapıdan içeri adımını atmadan hakkında haber mi yaptın yani?"
Lavin hafifçe omuz silkti. "Ben sadece piyasayı bilgilendiriyorum. Ayrıca herkesin canına minnet."
Atlas kıkırdadı. "Bu okulun bir gazeteye ihtiyacı yok zaten, sen tek başına yayınevisin."
Lavin tam bir şey söyleyecekken arkasına rahatça yaslandı. Masadakileri süzüp ses tonunu biraz düşürdü:
"Bu arada... Bugünü pas geçiyoruz. Derse girmek yok, şimdiden söyleyeyim."
Masaya kısa bir sessizlik çöktü.
Atlas kaşlarını hayretle kaldırdı. "Nedenmiş o? Yine disiplin kuruluna çay sohbetine mi gitmek istiyorsun, ne bu manyaklık?"
Rüzgar kahkahayı bastı. "Klasik Lavin. Daha ilk zilde başımıza iş açmanın bir yolunu buldu bile."
Mira başını iki yana salladı. "Daha ilk dersten ara vermek tam senin tarzın."
Lavin sadece gizemli bir şekilde gülümsedi. "Bazen lise hayatını gerçekten yaşamak gerekir darling; sürekli ders dinleyerek zaman kaybedemeyiz."
Kaan hafifçe güldü. "Senin 'hayatı yaşamak' dediğin şeyin sonu genelde ufak bir kaosla bitiyor ama..."
Lavin kahvesini eline alıp koltuğuna tamamen kuruldu. "Belki de tam olarak aradığımız şey budur."
Rüzgar elindeki meyve suyunu masaya bırakıp Lavin'e baktı.
"Bir gün de şu okulda sıradan bir gün geçirsek asıl o zaman şaşıracağım."
Lavin kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Benim olduğum yerde 'sıradan' diye bir kelimeye yer yok, biliyorsun."
"Maalesef, acı bir şekilde biliyoruz," dedi Mira sakince.
Kaan hafifçe güldü. Tam o sırada kantinin girişinden birkaç alt sınıf geçti. Bakışları her zamanki o tanıdık rota üzerindeydi: Önce masaya, sonra tek tek onlara.
Aydıner Koleji'nde herkes onları tanırdı. Beş kişi... Beş tamamen farklı karakter ama günün sonunda hep aynı sorunların etrafında dönen beş hayat.
Atlas sandalyesine yaslanmış, ifadesiz bakışlarıyla etrafı süzüyordu. Her zamanki gibi mesafeli ve sessizdi. İnsanların ne konuştuğuyla zerrece ilgilenmiyor gibi görünse de koridordaki en ufak fısıltıyı bile kaçırmayacak kadar uyanıktı.
Rüzgar bunu fark edip ona doğru eğildi.
"Yine radarın açık, etrafı kesiyorsun."
Atlas bakışlarını ağır ağır ona çevirdi.
"Alışkanlık."
"Senin bu alışkanlıkların insanı darmadağın edecek cinsten korkutucu ama," diye takıldı Rüzgar.
Kaan gülerek araya girdi.
"Rüzgar, Atlas'ın duygularını dışarı vurduğu tek bir gün görürsen bana da haber ver, takvimde o günü bayram ilan edelim."
Rüzgar başını sallayarak onayladı.
"Doğru. Adam anne karnından beri ciddi."
Lavin masadaki telefonunu tekrar eline aldı. Ekrandaki bildirim ışığı durmaksızın yanıp sönüyordu.
"Bakın," dedi ekranı masanın ortasına doğru çevirirken. "Daha taze kan okula adım atmadan herkes onu konuşmaya başladı bile."
Mira ekrana kısa, ilgisiz bir bakış attı.
"İnsanlar gerçekten dramaya çok aç."
"Çünkü Aydıner'de uzun zamandır yaprak kımıldamıyordu," dedi Lavin, gözlerini ekrandan ayırmadan. "Aynı yüzler, aynı gruplar, sonu başından belli aynı dedikodular..."
Rüzgar derin bir iç çekti.
"Bazen buranın bir eğitim kurumu değil de yürüyen bir magazin ajansı olduğunu düşünüyorum."
Kaan gülerek karşılık verdi:
"Zaten herkes bizim hayatımızı bizden daha detaylı analiz ediyor."
Lavin kahvesinden son yudumu aldı.
"Yeni gelen kişi azıcık akıllıysa hedef olmadan aradan sıyrılır."
Mira dönüp ona baktı.
"Sıyrılabilir mi dersin?"
"Zor," dedi Lavin. "Çünkü bu okulda projektörlerin altına girmek, sanıldığı kadar parıltılı bir şey değildir."
Masadaki hava bir anlığına ağırlaştı. Çünkü masadaki herkes bu cümlenin altında yatan görünmez yükü çok iyi biliyordu. Aydıner Koleji dışarıdan kusursuz bir vitrindi: Yüksek mimari, lüks arabalar, cemiyet hayatının önde gelen ailelerinin çocukları... Fakat o şaşaalı koridorların arkasında, herkesin ustalıkla sakladığı kırık dökük hikâyeleri vardı.
Tam o sırada yankılanan ders zili, kantindeki uğultuyu bıçak gibi kesti. Öğrenciler yavaş yavaş toparlanıp masalardan kalkmaya başladı.
Mira çantasının askısını omzuna düzeltirken Lavin'e baktı.
"Gerçekten derse girmiyor muyuz?"
Lavin çabasız bir rahatlıkla ayağa kalktı.
"Ben kararımın arkasındayım darling."
Rüzgar şaşkın bir ifadeyle ikisine baktı.
"Hoca sınıfa girmeden firar ediyoruz yani, öyle mi?"
"Firar değil," dedi Lavin, ceketini omuzlarına alırken. "İncelikli bir tercih."
Kaan güldü.
"Senin bu incelikli tercihlerinin faturası genelde hepimize patlıyor ama dur bakalım."
Atlas da ağır hareketlerle ayağa kalktı.
"Beş dakika sonra müdür yardımcısı koridorda yolumuzu keserse hiç şaşırmam."
Lavin hınzır bir tebessümle karşılık verdi:
"Sorun yok, bizi zaten yakından tanıyor."
Beşli, kantinden çıkıp ana koridora adım attığında kalabalık dalgalandı. Kimi gizlemeye gerek duymadan onlara baktı, kimi baş başa verip fısıldaştı, kimiyse sadece adımlarını hızlandırıp yollarını değiştirdi.
Çünkü Aydıner Koleji'nin yazısız bir kuralı vardı:
Lavin Aksoy, Atlas Karaca, Kaan Erdem, Mira Sönmez ve Rüzgar Demir aynı hizada yürüyorsa, o günün olaysız kapanma ihtimali sıfırdı.
🌬
Koridor diğer günlerden farksızdı.
Aynı gürültü, aynı sahte tipler, yüzlere yapışmış aynı yapay gülüşler...
Ama müdür odasının önünde bekleyen o kız... kesinlikle farklı bir kafadaydı.
Elinde siyah bir çanta, üzerinde sade ama fena halde cool duran bir kombin. Ne "beni fark edin" diye bağıran abartılı bir tarzı vardı ne de tamamen sıradandı. Sadece... kendine hastı.
Kapının üstündeki tabelaya öylesine bir baktı: "Müdürlük"
Gözlerinde tık yoktu. Ne bir heyecan ne de yeni bir okula başlamanın getirdiği o ezik çekingenlik. Sanki buraya ilk kez gelmiyormuş gibi rahat bir duruşu vardı.
Kapıyı iki kez tıklattı.
İçeriden tok bir ses geldi:
"Gel."
Müdür odası büyüktü. Duvarlarda kasvetli tablolar, devasa bir masa ve arkasında oturan, aşırı ciddi bir adam...
Müdür gözlüğünün üstünden kıza baktı. Bir süre hiç konuşmadı. Bayağı bayağı süzdü kızı.
"Sen yeni gelen öğrenci olmalısın."
Kız başını hafifçe eğdi. "Evet."
"Aydıner Koleji'ne hoş geldin."
"Hoş buldum."
Adam masasındaki dosyayı açtı.
"Dosyanı inceledim."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Bayağı... ilginç bir geçmiş."
Kızın yüzünde tık yoktu, mimik bile oynatmadı.
"Öyle diyebiliriz."
Müdür kaşlarını çattı.
"Kısa sürede bir sürü okul değiştirmişsin."
"Evet."
"Sebebi?"
Kız bir saniye durdu. Ama cevap aradığı için değil... adama ne kadarını anlatacağına karar verdiği için.
"Uyum sağlayamadım."
Adam hafifçe güldü.
"Genelde bizim öğrenciler buraya uyum sağlamakta zorlanmaz."
Kız gözlerini direkt adamın gözlerine dikti.
"Ben genelde o standart 'öğrenciler' gibi değilim."
Oda bir anda buz kesti.
Müdür koltuğuna yaslandı.
"Bunu fark ettim."
Dosyayı pat diye kapattı.
"Burası diğer okullara benzemez."
Kız hiç geri adım atmadan yapıştırdı cevabı:
"Ben de diğer kızlara benzemem."
Adam bu sefer kısa bir kahkaha attı.
"Fazla özgüvenli."
"Sadece gerçekçi."
Masadaki zile bastı. Kapı çalındı ve görevli içeri girdi.
"Yeni öğrenciyi sınıfına götür."
Kız başını salladı.
"Tamam."
Tam kapıya yönelmişti ki adam arkasından seslendi:
"Bu okulda bazı dengeler var."
Kız durdu. Ama arkasını dönmedi bile.
"Dengeleri severim."
Adamın sesi biraz sertleşti:
"Bozulmadıkları sürece."
Kızın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Ben genelde bozulan şeyleri daha çok severim."
Ve kapıyı açıp koridora çıktı.
Uzun koridor boyunca sınıfların önünden tek tek geçtikten sonra, en sondaki kapının önünde durdular: 12/A.
Yanındaki görevli kapıyı iki kez tıklatıp araladı, ardından kenara çekilerek çenesiyle içeriye girmesi yönünde işaret yaptı.
Kız, üzerindeki ceketini şöyle bir düzeltip içeri ilk adımını attı.
O an sınıftaki uğultu bıçak gibi kesildi. Ön sıradakiler başını kaldırdı, arkadakiler oturdukları yerde doğruldu. Sınıftaki bütün gözler bir anda kapının eşiğinde duran bu yeni yüze kilitlenmişti.
Kız, kimseden çekinmeden o rahat tavrıyla sınıfı şöyle bir süzdü. Bakışları pencere kenarına, arka sıralara doğru kaydı-az önce kantinde muhabbetini çeviren o meşhur grubun oturduğu tarafa...
Lavin hafifçe kaşlarını kaldırıp kızı süzdü. Atlas ise çekik yeşil gözlerini doğrudan ona dikmiş, sessizce inceliyordu.
Kız, çantasının askısını omzunda düzeltti. Aydıner Koleji'ndeki ilk gününün pek de olaysız geçmeyeceği daha ilk saniyeden belliydi.
Kürsüdeki öğretmen gözlüğünü indirip kıza baktı.
"Sanırım yeni öğrencimiz sensin. Kendini arkadaşlarına tanıtmak ister misin?"
Kız, sınıfın ortasında durup bakışlarını Lavin'in masasında gezdirdi. Dudaklarında hınzır bir tebessüm belirdi.
"Gerek var mı?" dedi gayet rahat bir tonla. "Nasıl olsa yarım saate hepinizin telefonuna haberim düşer."
Sınıfta hafif bir fısıltı koptu. Lavin'in gözleri şaşkınlıkla açılırken, Atlas hafifçe gülümsedi. Oyun yeni başlıyordu.
Öğretmen bir an ne diyeceğini bilemeyip boğazını temizledi. "Pekala... İsmin neydi?"
"Arya," dedi kız, sesindeki o umursamaz tonu hiç bozmadan. "Arya Vural."
Sınıfın arka tarafındaki masada hafif bir hareketlenme oldu. Rüzgar, yanındaki Kaan'a doğru eğilip kısık sesle konuştu:
"Girişe bak yalnız... Tam senin ekürin çıktı bu kız, Lavin."
Lavin hiç oralı olmadı, çenesini eline yaslayıp Arya'yı tepeden tırnağa süzmeye devam etti. Dudaklarında meydan okuyan bir gülümseme vardı.
Öğretmen eliyle arka sıralardaki boş bir masayı işaret etti. "Arya, geçip Atlas'ın yanındaki boş sıraya oturabilirsin. Dersimize dönelim artık."
Arya başıyla onaylayıp adımlarını arka sıraya doğru yöneltti. Her adımı sınıftaki sessizlikte yankılanıyordu. Tam Lavin'in masasının yanından geçerken iki kızın bakışları havada çarpıştı. Kimse geri adım atmadı, kimse gözünü kaçırmadı.
Arya, Atlas'ın yanındaki boş sandalyeyi çekip oturdu. Siyah çantasını sıranın kenarına bıraktıktan sonra yanındaki çocuğa doğru döndü.
Atlas, çenesini eline yaslamış, o çekik yeşil gözleriyle doğrudan ona bakıyordu. Yüzünde ne bir selamlama ifadesi vardı ne de fazla bir merak.
"Çok bakıyorsun," dedi Arya, sesini sadece ikisinin duyabileceği bir seviyede tutarak.
Atlas'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. "Yanımda oturan kişiyi tanımak hakkımdır diye düşündüm."
Arya çantasından bir defter çıkarırken sakince cevap verdi:
"Tanımak zaman alır. Acele etme derim."
Ön sıradan Lavin arkasına hafifçe dönüp ikisine baktı. Telefonu masanın altında gizlice tutuyordu. Ekranında yeni bir taslak açıktı:
@lavin.diary:
"Yeni taze kanımızın adı Arya Vural. Ve ilk dakikadan radarımıza girmeyi başardı. Bakalım bu özgüven Aydıner'in sert sularında ne kadar dayanacak?"
Lavin gönderiyi paylaş butonuna basmadan önce Arya'ya son bir göz attı. Arya ise durumun çoktan farkındaydı; göz ucuyla Lavin'in ekranına bakıp hafifçe gülümsedi.
Aydıner Koleji'nde kartlar yeniden dağıtılıyordu ve bu sefer masadaki herkes oldukça tehlikeliydi.
....
Ders zili çaldı. Öğrenciler gürültüyle sınıftan çıkıp koridora dökülürken 12/A yavaş yavaş boşalıyordu.
Atlas ağır hareketlerle ayağa kalktı, üzerini düzeltip bakışlarını Lavin'e çevirdi. "Hani derse girmeyecektik?"
Lavin çantasını omzuna takarken hınzır bir şekilde göz kırptı. "Şartlar öyle gerektirdi hayatım, girmek zorunda kaldık."
Rüzgar sabırsızca araya girdi: "Eee, neyse! Şimdi bunu mu konuşacağız? Kalkın ayağa, yarım kalan şu işi bitirelim artık."
Mira endişeli bir ifadeyle yüzünü Rüzgar'a çevirdi. "Yakalanmayız, değil mi?"
Atlas hafifçe güldü, kendinden emin bir tavırla kollarını bağladı. "Ne yakalanması kızım? Bugüne kadar yaptığımız hangi işte yakalandık ki bunda yakalanalım?"
Mira tam ağzını açıp bir şey söyleyecekken, arka sırada çantasını toplayan Arya'nın umursamaz sesi yükseldi:
"Ne yapmayı planlıyorsunuz bilmiyorum ama... Okulunuza yeni kameralar takılmış. Bilginiz olsun."
Lavin bir an duraksadı, ardından gözlerini devirerek küfrü bastı: "Siktir! Bir kameramız eksikti zaten!"
Kaan hemen araya girip durumu toparladı, kendinden emin bir şekilde elini cebine attı: "Tamam, sakin olun. Kamera işi bende. Siz hemen gidin de müdürün odasından şu görüntüleri silin."
Lavin, gözlerini Arya'ya dikip hafifçe kaşlarını çattı. "Sen nereden biliyorsun lan kameraları? Daha okula adım atalı on dakika olmadı."
Arya çantasının fermuarını ağır ağır çekerken yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi. "Gözlerim var ve kullanmayı biliyorum, tatlım. Müdürün odasına girerken koridordaki taze kör noktaları ve yeni takılan lensleri fark etmek çok zor olmadı."
Rüzgar, Kaan'ın omzuna pat pat vurdu. "Oğlum, Kaan... Harbiden halledebilecek misin? Bak yine disiplinlik olursak peder bu sefer harçlığı falan değil, direkt arabayı altımdan alır. Bok yoluna gitmeyelim."
Kaan gözlerini devirdi. "Ulan Rüzgar, kaç senedir yanınızdayım? Siktir edin kamerayı, sisteme sızmak iki dakikamı almaz. Siz sadece müdürün odasındaki o kahretsin dosyayı ya da ne haltsa onu halledin, gerisini bana bırakın."
Atlas, Arya'nın yanından geçerken duraksadı. Yeşil gözlerinde sinsi bir merak vardı. "Yani diyorsun ki ilk günden bizim pisliklerimize şahit oldun, Arya?"
Arya sandalyesinden kalkıp çantasını tek omzuna astı. Atlas'ın tam karşısında durdu, aralarındaki mesafeyi hiç umursamadan gözlerinin içine baktı. "Pisliklerinize değil... Acemiliğinize diyelim. Bence o kameraları fark etmeden hareket etseydiniz tam bir felaket olurdunuz."
Lavin öne doğru bir adım attı. "Bana bak yeni kız, Aydıner'de kime acemi dediğine dikkat et. Canını yakarlar."
Arya istifini bozmadan Lavin'e döndü, dudaklarının kenarıyla güldü. "Denediklerini görmek isterim, Lavin. Şimdilik size iyi şanslar, müdür yardımcısı koridorun başından geliyor bu arada."
Beşli aynı anda koridora doğru baktı. Harikaydı, müdür yardımcısı tam da onların bulunduğu koridora doğru ilerliyordu.
"Siktir!" dedi Rüzgar kısık sesle. "Kaan, hemen sistem odasına geç! Atlas, yürü müdürün odasına dalıyoruz!"
Kaan kalabalığa karışıp sistem odasına doğru tüyerken, bizimkiler de çaktırmadan müdür odasının önüne süzüldü.
Koridor boşalmıştı ama her an yakalanma riski tavan yapmıştı. Rüzgar gözcülük yapmak için köşede nöbet tutarken, Atlas cebinden çıkardığı ince bir klipsle kapının kilidine girişti.
Lavin sabırsızca ayağını yere vuruyordu. "Oğlum çabuk ol! Yakalanırsak babam bu sefer beni Aydıner'den alıp yatılı kız okuluna sürer, valla billa intihar ederim!"
Atlas gözlerini devirdi, kilitten küçük bir tık sesi geldi. "Ulan Lavin bir sus, odaklanamıyorum! Soluk boruma kilit açtıracaksın şimdi."
"Yalnız kilit açmayı nereden öğrendin sen?" dedi Mira endişeyle etrafı keserek. "Bazen senin yasa dışı bir örgüt lideri falandan şüpheleniyorum Atlas."
"Soru sormayın da içeri girin amk!" dedi Atlas kapıyı yavaşça aralayıp.
İçeri süzüldükleri an ağır ahşap ve ucuz tütün kokusu burunlarına çarptı. Lavin anında burnunu tıkadı. "Iyy, müdürün zevksizliği odanın havasına bile sinmiş. Acilen burayı havalandırmamız lazım."
"Ulan dosya arıyoruz, oda spreyi sıkmaya gelmedik!" diye fısıldadı Rüzgar kapının aralığından kafasını uzatarak. "Çabuk olun, koridordan bir kıkırdama sesi geliyor!"
Atlas masanın arkasına geçip çekmeceleri kurcalamaya başladı. Lavin ise devasa deri koltuğa oturup müdürün gözlüğünü burnuna taktı. Dört parmağını birleştirip masaya koydu. "Evlatlarım, Aydıner Koleji'nin disiplini sizin gibi serserilere bırakılamaz..."
Mira tam gözlerini devirip "Lavin dalga geçmeyi bırak da yardım et!" diyecekti ki, Atlas'ın elindeki kilitli çekmece birden boşa çıktı.
"Buldum!" dedi Atlas, siyah dosyayı çekip alırken.
Ama tam o sırada dışarıdan Rüzgar'ın panik dolu, boğuk fısıltısı yükseldi:
"SİKTİR! GELİYORLAR! MÜDÜR İLE AHMET HOCA GELİYOR!"
Lavin koltuktan öyle bir sıçradı ki müdürün gözlüğü masanın altına yuvarlandı. "Nereye saklanacağız lan?! Oda kapısı önünde!"
Atlas etrafa bakındı. "Masanın altına girin, çabuk!"
"Masanın altı mı? İki kişi sığmaz oraya be!" dedi Mira dehşetle.
"Sıkışın ulan işte!" Atlas, Lavin ve Mira'yı masanın altına itekledi. Kendisi de son anda arkalarına yuvarlandı. Üçü de masanın altındaki daracık alanda üst üste, paket olmuş konserve balık gibi kalakaldı. Lavin'in dirseği Atlas'ın kaburgasına batan cinstendi.
"Ayağını çek amk Lavin, böbreğimi deldin!" diye fısıldadı Atlas acıyla.
"Kes sesini Atlas, nefes bile alma!" diye tısladı Lavin.
Tam o sırada kapı pat diye açıldı. İçeri iki çift kundura adımı girdi.
Müdür derin bir iç çekti. "Ahmet Hocam, bu yeni gelen Arya Vural var ya... Kızda acayip bir özgüven var, gözü hiç iyi bakmıyor. Aydıner'i birbirine katmasından korkuyorum."
Ahmet Hoca güldü. "Bizim 12/A'daki beşli çete kadar olamaz efendim. Onlar varken yeni birine gerek bile yok."
Masanın altında Lavin, Atlas'a 'Bizim hakkımızda konuşuyorlar!' der gibi ters bir bakış attı. Atlas ise gözlerini kapatmış, sadece yakalanmamak için dua ediyordu.
Müdür tam masasına doğru yürüdü. Tam koltuğuna oturacaktı ki... masanın altındaki kargaşada Lavin'in çantasından fırlayan telefonun ekranı aniden aydınlandı.
BİİİP!
Yüksek sesli bir bildirim sesi odada yankılandı.
@lavin.diary:
"Aydıner Koridorlarında Sular Isınıyor! Yeni Kız Arya Vural Dengeleri Değiştirecek mi?"
Oda bir anda buz kesti.
Müdür adımlarını durdurdu. "O ses neydi ya?"
Ahmet Hoca kaşlarını çattı. "Masanın altından geldi sanki efendim..."
Müdür ağır adımlarla masanın arkasına doğru bir adım attı. Masanın altındaki üçlünün ecel terleri döktüğü, Atlas'ın Lavin'in ağzını eliyle kapattığı o dehşet anında... dışarıdan koridordan devasa bir gürültü yükseldi.
PAT! ÇAT! BUM!
"Oğlum tutun şu yangın tüpünü! Alev aldı buralar!" diye bağıran Rüzgar'ın sesi odanın içine kadar geldi.
Müdür ve Ahmet Hoca panikle arkalarını döndü. "Ne oluyor lan orada?!" diyerek odadan dışarı fırladılar.
Masanın altındakiler derin bir nefes vererek sürünerek dışarı çıktı. Lavin saçını başını düzelterek doğruldu.
"Rüzgar yangın tüpünü mü patlattı gerçekten?" dedi Mira şok içinde.
Atlas elindeki dosyayı sallayarak sırıttı. "Salak malak ama bazen hayat kurtarıyor. Yürüyün, Kaan kameraları halletmeden buradan tüymemiz lazım!"
Grup, yangın tüpünün fırlattığı toz bulutunun ve koridordaki kargaşanın arasından sıyrılıp hızla okulun arkasındaki eski, atıl araba garajının yanına kaçtı. Burası, kimsenin uğramadığı, onların gizli sığınağıydı.
Lavin, üzerindeki hayali tozları silkeleyerek derin bir nefes aldı. "Sonunda o masanın altından çıktık amk! Bir ara Atlas'ın dirseği kaburgama battı, ciğerim söküldü sanırım."
"Ulan duyan da sen sığmadın sanacak!" dedi Atlas, dosyanın tozunu bacağına vurarak temizlerken. "Seni oraya tıkacağız diye ecel terleri döktük burada."
Mira hâlâ şoktaydı, elini göğsüne koymuş sakinleşmeye çalışıyordu. "Ben bir an müdür masanın altına bakacak ve babam beni bu okuldan alıp yatılıya yollayacak sandım... Ama asıl soru şu: Rüzgar o yangın tüpünü patlatmayı nasıl akıl etti? Adam resmen hayatımızı kurtardı!"
Tam o sırada garajın köşesinden iki kişi belirdi: Rüzgar ve yanında gayet sakin adımlarla yürüyen Arya. Rüzgar'ın üstü başı hafifçe köpük ve toz içindeydi ama yüzünde galibiyet almış bir komutan edası vardı.
"Ben değil," dedi Rüzgar sırıtarak. "Fikir tamamen bu kızın kafasından çıktı."
Lavin kaşlarını kaldırıp Arya'ya baktı. "Ne?"
Arya, garajın duvarına rahatça yaslanıp kollarını bağladı. "Sizi masanın altına kilitlenmiş vaziyette bırakıp kaçmak biraz sıkıcı olurdu. Müdür tam masaya doğru adım atınca koridordaki yangın tüpünün pimini çekip alarmın altına fırlattık. Rüzgar sadece köpüğü biraz abarttı, o kadar."
Rüzgar heyecanla araya girdi: "Oğlum görmeniz lazımdı! Kız pimi öyle bir çekti ki sanırsın her gün okul patlatıyor! Ahmet Hoca köpükleri görünce çığlık ata ata kaçtı amk!"
Atlas gözlerini hafifçe kısarak Arya'ya baktı. Dudaklarında beliren o belli belirsiz tebessümle bir adım öne çıktı. "Yani bizi kurtardın mı sen şimdi? Yeni kızdan beklenmeyecek hareketler."
Arya, Atlas'ın yeşil gözlerine dik dik baktı, hiç geri adım atmadı. "Sizi kurtarmadım, Atlas. Sadece eğlencenin daha ilk günden bitmesini istemedim. Ayrıca bana bir borcunuz var artık."
Lavin öne atıldı, çantasını omzuna düzeltirken tek kaşını kaldırdı. "Borç falan yok tatlım, sen sadece oyuna dahil olmak istedin. Ama kabul etmek lazım... Girişin fena değildi."
Tam o sırada Kaan elinde laptopuyla garajın kapısında belirdi. Yüzünde muzır bir gülümseme vardı. "Kameraları hallettim gençler. O anlara ait tek bir kare bile yok. Sistem tamamen 'teknik arıza' modunda."
Kaan kafasını kaldırıp Arya'yı görünce duraksadı. "Ooo, bakıyorum yeni üye çabuk uyum sağladı ortama?"
Rüzgar, Arya'nın omzuna dostça pat pat vurdu. "Oğlum bu kız tehlikeli diyorum size! Tam bizlik bir kafası var."
Arya bakışlarını gruptakilerin üzerinde gezdirdi. "Aydıner Koleji'nin 'dokunulmaz' beşlisi bu demek... Görünüşe göre bu sene koridorlar bayağı gürültülü geçecek."
.......
Evet balikolarim ilk bolum nasildii nasi buldunuz karakterlerimi?
