4. bölüm / 4
3 Kız 4 Kalp3.Bölüm
Bölümler 4Şu an: 3.Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Şiddetli bir baş ağrısıyla gözlerimi açtım. Hafif bir boğaz ağrım da vardı. Hasta olmaktan nefret ediyordum. Yataktan zorlanarak kalktım ve odamdan çıkıp annemin odasına yöneldim. Sanırım işe gitmek için hazırlanıyordu. Kapıyı çalıp içeri girdim. Annem kahverengi saçlarına maşa yapıyordu.
Beni görünce aynadan bana döndü.
"Dolunay, iyi misin? Neyin var?"
"Başım ağrıyor, biraz da boğazım." dedim.
Annem dudaklarını alnıma bastırarak ateşime baktı. Ardından aynalı şifonyerin çekmecesini açıp ateş ölçeri aldı. Ateşimi ölçtükten sonra kaşlarını çattı.
"Otuz dokuz derece... Aşağıya inip Ayliz'e sana ıhlamur kaynatmasını söyleyeyim. Sen de odana geçip dinlen. Ama önce soğuk suyla elini yüzünü yıka. Bugün okula gitmiyorsun." dedi.
Odadan çıkıp kendi odama geçtim. Yatağımın yanındaki şifonyerden telefonumu alıp kızlara mesaj attım.
Dolunay: Kızlar, ben bugün okula gelemiyorum. Haberiniz olsun.
Mesajımı attıktan birkaç dakika sonra ikisi de çevrim içi oldu.
Ada: Tamam aşkım, hocalara söyleriz. Neyin var?
Dolunay: Boğazım ağrıyor, başım çatlıyor ve ateşim var.
Ada: Geçmiş olsun.
Irmak: Geçmiş olsun canım.
Dolunay: Teşekkür ederim kızlar.
Irmak: İstersen okul çıkışında size gelelim.
Dolunay: Olur, gelin.
Irmak: Tamam, görüşürüz. Biz okula kaçıyoruz.
Ada: Çıkışta sizdeyiz, bay.
Dolunay: Görüşürüz.
Kızlarla olan sohbetten çıkıp telefonu yatağa bıraktım. Banyoya girip ılık bir duş aldım.
🌕
Duş iyi gelmişti. Kendimi daha iyi hissediyordum. Saçlarıma havlu sardım ve aşağı indim.
"Günaydın Ayliz Abla."
Annem evde değildi. Sanırım ben duştayken çıkmıştı.
"Günaydın canım. Annen sana ıhlamur yapmamı söyledi. Bir de senin sevdiğin karamelli keklerden yaptım. Masanın üzerindeler. Afiyet olsun." dedi sıcak bir tebessümle.
"Teşekkür ederim Ayliz Abla, eline sağlık." dedim.
Masanın üzerindeki kekleri ve ıhlamuru alıp odama çıktım. Çalışma masama bırakıp eskiz defterimi açtım. Sayfaları çevirirken boş bir sayfa arıyordum. Bir kız çizimine denk geldim. Kesinlikle bendim. Biri beni çizmişti ve gerçekten çok güzel çizmişti.
"Aman neyse..." diye mırıldanıp yeni bir sayfa açtım ve karalamaya başladım.
Saatler geçmişti. Kekim de ıhlamurum da bitmişti. Kendimi çok daha iyi hissediyordum. Okulun çıkış saati gelince kızlara mesaj attım.
Dolunay: Okuldan çıktınız mı?
Irmak: Çıktık. Birkaç dakikaya sizdeyiz.
Ada: Gelirken bir şey alalım mı?
Dolunay: Gerek yok. Ayliz Abla yemek hazırlamıştır.
Ada: Okey, bayy.
Irmak: Görüşürüz.
Telefonumu bırakıp aşağı indim.
"Ayliz Abla, Ada ve Irmak geliyor. Haberin olsun." dedim heyecanla.
"Tamam canım. Onlar için bir şeyler hazırladım." dedi gülümseyerek.
Salona geçip kızları beklemeye başladım.
Krem rengi koltuğa oturdum. Salonda beyaz bir orta sehpa, üzerinde birkaç mum vardı. Televizyon duvara asılıydı ve hemen yanında uzun bir kitaplık bulunuyordu. Salonun genelinde krem tonları hâkimdi. Koltuklar o kadar rahattı ki... Fırsat buldukça annemle burada film geceleri yapardık.
Birkaç dakika sonra zil çaldı. Ayliz Abla'dan önce kapıyı ben açtım.
"Hoş geldiniz." dedim gülümseyerek.
"Hoş bulduk." dediler aynı anda.
Kızların geldiğini duyan Ayliz Abla da kapıya geldi.
"Hoş geldiniz kızlar."
"Hoş bulduk Ayliz Abla."
"Ben mutfaktayım. Bir şeye ihtiyacınız olursa seslenirsiniz." diyerek yanımızdan ayrıldı.
Biz de salona geçip televizyonun karşısındaki krem rengi L koltuğa oturduk.
"Okul nasıldı?" diye sordum.
Irmak omuz silkerek,
"Vallahi sensiz okul hiç çekilmiyor aşkım." dedi.
Ada da gülerek,
"Kesinlikle katılıyorum." dedi.
İkisinin söylediklerine gülmüştüm.
"Beni bu kadar sevmeyin. Sevginizin karşılığını vermezsem üzülürsünüz." dedim şımarık bir tavırla.
Ada elini kalbine götürdü.
"Senden gelecek her sevgiye razıyım ben, tatlım."
Irmak gözlerini devirdi.
"Neyse, cilveleşmeyi bırakın. Size söylemem gereken bir şey var. Cumartesi partilere akıyoruz!"
"Kimin partisine gidiyoruz? Benim giyecek hiçbir şeyim yok." dedi Ada.
"Cumartesi 25 Nisan ya. Kaan'ın doğum günü. Oraya gideceğiz."
"Sen bu haberi ne ara aldın?"
"Sen kütüphanedeyken Kaan kantinde söyledi."
Aklımdan tamamen çıkmıştı Kaan'ın doğum günü...
Kızlarla çocukluğumuz Kaan'la birlikte geçmişti. Küçüklüğümüzden beri doğum günlerimiz hep beraber geçerdi. Eskiden ufak tefek partiler veren Kaan, liseye geçince mekânlar tutmaya başlamıştı. Geçen yıl bir villa tutmuştu, bu sene ne yapardı kim bilir?
"Bu yıl nerede kutlayacak acaba beyefendi? Yaş ilerledikçe götü kalkıyor."
Irmak gözlerini devirerek konuşmuştu.
"Allah bilir aşkım. Neyse, harbiden ne giyeceğiz? Benim giyecek bir şeyim kalmadı."
"Katılıyorum, benim de hiçbir şeyim kalmadı." dedim.
Ada gülümseyerek,
"Şöyle yapalım, Perşembe günü AVM'ye gidelim. Elbise bakarız, hem de hediye alırız." dedi.
Irmak ve ben, Ada'yı kafa sallayarak onayladık.
Kızlarla sohbete devam ederken kapı çalmıştı. Sanırım annem gelmişti. Ayliz Abla kapıyı açtığında annem içeri girmişti.
"Misafirimiz mi var?" diye sormuştu annem.
"Evet Sevilay Hanım, kızlar geldiler." demişti Ayliz Abla.
Annem salona girdiğinde kızlar,
"Hoş geldin Sevilay Abla." demişti.
Annem gülümseyerek,
"Hoş buldum kızlar, siz de hoş geldiniz." demişti.
"Dolunay anneciğim, sen nasıl oldun? Daha iyi misin?" diye sormuştu.
"Evet anne, daha iyiyim. Hatta bayağı iyiyim." demiştim.
"Tamam o zaman. Ben yukarı çıkıyorum. Bir şey olursa Ayliz Ablanıza söylersiniz." deyip merdivenlere yönelmişti.
"Anne, bir şey söyleyeceğim. Biz perşembe günü AVM'ye gideceğiz."
"Tamam kızım, gidin ama neden?" diye sormuştu.
"Cumartesi 25 Nisan ya, Kaan'ın doğum günü için hem elbise alacağız hem de hediye bakacağız." demiştim.
"Tamam kızım. Benim yerime de Kaan'ın doğum gününü kutlayın." demiş ve yukarı çıkmıştı.
Annem Kaan'ı çok severdi. Onu kendi oğlu gibi görürdü. Küçükken Kaan'ın annesi işe gittiğinde Kaan hep bize gelirdi.
Biz kızlarla sohbete dalmışken güneş batmıştı ve kızlar evlerine gitmişlerdi. Ben de onlar gittikten sonra odama çıkmıştım.
Sevdiğim bir kitabın posteriyle süslü odamın kapısının önünde Karamel boylu boyunca uzanıyordu. Yere eğilip,
"Aşkım, ne yapıyorsun sen? Canın mı sıkıldı senin?" demiştim.
Karamel'in açıkta kalan, beyaz tüylerle kaplı karnını okşarken gülümsedim. Karamel cins bir kedi değildi. Annemin bir arkadaşının ofisine gelen tekir bir kediydi.
Karamel'i odama alıp her zamanki yeri olan beyaz tüylü koltuğa bıraktım. Her gece yaptığım cilt bakımını yapmak için banyoya girdim, yüzümü yıkadım. Aynalı dolabı açıp sevdiğim maskelerden birini alarak yüzüme sürmeye başladım. Maskeyi sürdükten sonra ellerimi yıkayıp banyodan çıktım ve yatağıma uzanarak başucumda duran kitabımı okumaya başladım.
Maskenin süresi dolana kadar kitabımın neredeyse sonuna gelmiştim. Tek umudum mutlu sonla bitmesiydi.
Kitabımı komodinin üzerine bırakıp tekrar banyoya girdim. Maskeyi yüzümden suyla arındırdıktan sonra odama dönüp yatağıma uzandım. Sevdiğim dizilerden birini açıp izlemeye başladım.
🌕
Selamlar! Nasılsınız? 💗
Bölümü nasıl bulunuz yorumlarınızı yazın
Sizi çok seviyorum. Kendinize iyi bakın! 🩷
Bölüm etkileşimi
