1. bölüm · 3 Kaçık, 1 Deli BxBxBxb

1

Gecenin Kraliçesi

"LAN ÇOCUĞUM SENİ BANA SIRAYLA Mİ VERDİLER ÇABUK MÜDÜRN ODASINA ÇABUK" diye bağıran edebiyatçıyla göz devirdim.

"Yok hocam sırayla beraber gelmedim valla anama bi sormak lazım neyle çıktım karnından diye"

"Bak HALA KANUŞUYOR ÇIK DERSİMDEN DOĞRU MÜDÜRE "

"Ya hocacım ben yine naptım uslu uslu yerimde oturuyor-"

"MÜDÜRN ODASINA DEDİM SANA"

"Tamam be kalmadık senin dersine" dedim ve sınıftan dışarı çıktım.

Müdürün odasına doğru giderken sırıtmadan duramıyordum.

Sevgili keltoş müdürcüğümle son görüşmemiz üzerine 3 saat geçmişti. Ve bir aksilik daha çıkarsa beni okuldan atıcağını söylemişti ki benim amacımda buydu.

Odasının önüne gelince direkt içeri daldım.

Müdürciğim ani gelen sesle hızla ayağa kalkmıştı.

"LAN ÇOCUK BEN SANA ODAYA BÖYLR GİRME DEMEDİM Mİ"

Müdürn bağırışıyla yüzümü buruşturdum.

Ne çok bağırmışlardı bana be.

"Ya sevgili keltoş müdürcüğüm siz bana bir daha odamın kapısını çalma demediniz mi çalmadım işte. Hayır yani sözünüzü dinlesem suç dinlemesem yine suç."

Müdürcüğüm derin bir nefes verdi.

Tam ağzını açıcakken "Müdürcüğüm siz yorulmayın ben açıklıyım neden burda olduğumu edebiyat dersinde uyuyordum her zamanki gibi edebiyatçı kaldırdı beni. Sonra bende en arka sırada olduğum için Lol oynamaya başladım telefondan ama çok kasıyordu. Bende o sinirle sıraya tekme attım. Hocada kızdı bana. Niye kızdı bende anlamadım? Muhtemelen telefondan oynadığım için. Lol telefondan mı oynanılır be!!! " dedim değişik mimikler yaparak.

Müdür durdu, düşündü ve ağzını açtı.

"Mert bu seni son uyarımdı. Atıyorum lan seni okuldan defol git okulumdan yeter artık." dedi Müdür sinirle.

Hemen koşup "Ayy müdürüm bu benim için mükemmel bir haber çok sağolun siz işlemleri halledin bende okuldan siktir olup gidiyim" dedim ve hızla müdürün yanağından öpüp dışarıya kaçtım.

"MEEEEERTTT" diye kulağıma ilişen kükremeyi duymazdan geldim.

Teneffüs zili çalmıştı.

Sınıfıma gidip pardon eski sınıfıma gidip çantamı aldım ve dışarı çıktım.

Okul çıkışını yürümeye başladım.

Okul başlayalı 2 ay olmuştu. Ve ben okula bu sene gelmiştim. 11. sınıfta okul değişikliği yapma nedenim yurt dışında olmamdı.

Abimin peşinden yurt dışına gitmiştim orda 2 sene kalmış ve geri dönmüştüm fakat abim orda kalmıştı o da birkaç aya gelicekti. Öz abim değildi manevi abimdi. Kan bağımız yoktu ama can bağımız vardı.

Türkiye'ye döneli 4 ay olmuştu. Buraları çok özlemiştim. Aşık olduğum vatanıma bayrağıma toprağıma kavuşmuştum o yüzden benden mutlusu yoktu.

Ayrıca çocukluk arkadaşlarımla aynı okulda okuyacağım için de bir heyecanlıydım. Fakat işler aksamıştı ve yanlış okula transfer olmuştum. Abime beni diğer okula kayıt ettirmesini istemiştim. Ancak o okuldan anca atılırsan ya da okul yıkılırsa çıkabiliceğimi söylemişti.

Bende 1. seçeneği seçip atılmak için her boku yapmış en sonunda da atılmıştım. Aslında normal halimdi bu ancak durmam gereken noktayıda biliyordum. Şimdiyse yeni okuluma yani arkadaşlarımın okuluna gidiyordum.

Abimin daha haberi yoktu. Olmasındı zaten. Haberi olduğunda beni 1 damla suda boğabilecek güce ve kapasiteye ulaşıcak ve beni kesinlikle öldürecekti.

Yeni okulumun önüne gelince durdum.

Mükemmel bir okuldu. Ve özel okuldu. Paralı bir şekilde girebilirdim ancak burslu girmeyi tercih etmiştim. Zaten ayıptır söylemesi aşırı zeki bir çocuktum. Bursluluk sınavını fulleyerek okula girmeye hak kazanmıştım.

Girişe doğru yürüdüm.

Arkadaşlarımın daha haberi yoktu. Sürpriz olsundu.

Girişteki güvenlik durdurdu beni "Kimsin evladım" dedi. Gülümseyerek "Yeni öğrenci olucam" dedim.

O da gülümsedi ve geç bakalım diyip kapıyı açtı.

İçeri girdim. Şuan derste olmalılardı.

Okulun içine de girince nöbetçi öğrenciyi gördüm. Beni görünce gözleri parladı. Yanına yaklaştım "Müdür odası nerede" diye sordum.

"B-Bu katta şu k-koridordan sağa dön 2. kapı" dedi hafif kekeleyerek. Anlaşılan dakika 1 gol 1 lafını kullanma zamanım gelmişti. Şimdiden birini kendime aşık bırakmıştım.

Yakışıklıydım. Mütevaziliğe gerek yoktu. Siyah saçlarım vardı. Siyah saçlarımla uyumlu boncuk yeşili gözlerim vardı ama bazen elayada çalıyordu. Bende rengini daha çözememiştim fakat parlak ve güzel bir rengi olması hoşuma gidiyordu.

Ayrıyetten uzun kirpiklerim dolgun kiraz rengide dudaklarım vardı. Erkek güzeliydim yani. Ayrıca kaslarımda vardı. (BUNLARI YAZMASAM ÖLÜRDÜM)

Kıza teşekkir edip gösterdiği yoldan gittim.

Müdür yazan tabelayı görünce sırıttım ve tam içeri dalıcakken şimdiden kötü bir izlenim olmasın diye kapıyı tıklattım.

Kapı tıklatmayalı uzun zaman olmuştu.

"Gir" diyen sesle içeri daldım. İçimde kalmasındı yani.

"Buyur oğlum" diyen müdürle ona baktım. Bizim keltoş müdüre göre siyah gri karışımı saçları vardı. Ayrıca kalıplıydı ancak oturur pozisyonda olduğu içün kilodan mı kastan mı olduğunu anlamamıştım. Eğer kastansa sıçmıştım zaten.

"Hocam ben yeni öğrenciyim. Burslu olarak gireceğim" diyince gülümsedi ve elini koltuğa uzatıp konuştu.

"Otur bakalım adın ne"

"Mert Korkmaz" dedim. Bilgisayardan birşeylere baktı. Sonra kafasını kaldırıp bana baktı.

"2 ismin mi var? Çünkü çıkmıyor" diyince yutkundum.

3 sene öncesini hatırlayınca tüylerim diken diken oluyodu ayrıca sinir kat sayım yükseliyordu.

"Evet. Dolunay Mert Korkmaz ismim ancak 1. adımı kullanmazsanız sevinirim" Kafasını salladı.

"Güzel isimmiş ama sen bilirisn üstünde durmayalım bakalım." Sevmiştim la bu müdürü.

Biraz durduktab sonra "Bir dakika ne" diyince ona baktım.

"Wooaaaww sınavı fulleyen tek öğrencisin"

...

"Pekala Mert sınfıın burası. Arkadaşlarında bu sınıfta. Senden tek istediğim üst sınıftakilere bulaşma. Onlar biraz nasıl desem bilemedim ama bulaşma hatta kimseye bulaşma, anlatabiliyor muyum" diye 100. kez söylemesiyle kafamı salladım.

Neden bu kadar takmıştı emin değildim tek bildiğim bu okulda bazı tehlikeli - her dediğinde güldüm ve azar yedim- öğrenciler varmış.

Tabiikide uzak durmıcaktım. Onlar bulaşırsa bende bulaşırdım. Çokta sikimdeydi yani

Müdür sınıfın kapısını tıklattı. Ve içeri girdi.

"Hocam yeni bir öğrencimiz var" dedi gülümseyerek.

Müdürle kaynaşmıştık baya sevmişti beni. eh benimde içim ısınmıştı şahsen.

"Buyrun hocam görelim öğrencimizi de" diyen sesle müdür elini sırtıma koyup sınıfa çekti.

Kurbanlık koyun muydun lan ben 'görelim onu da' ne amk.

İçeri girince direkt hocaya baktım. Aha yakalandın hoca. Yüzündeki bir ton makyaj, oturuş biçimi, derste sakız çiğnemesi ayruca ağzını aça aça çiğnemesi en nefret ettiğim öğretmen tipi. Sözel bir dersin hocası olsa gerekti.

"Buyur canım gel bakim tanıt kendini sınıfa ve boş bir yere geç" dedi filli boya.

İlk günden özellikle de müdürün önünde sorun çıkarmamak adına dediğini yaptım.

Neyse intikamını alırdım bu boya kutusundan.

"Mert" dedim.

Müdür koluma vurdu.

"Mert KORKMAZ" dedim.

Müdür tekrar koluma vurdu.

"17 yaşındayım"

Müdür yine koluma vurunca "Lan daha ne diyim T.C. kimliğide verim istersen ne dersin müdürcüğüm" diyince sınıftan kıkırtılar koptu.

Müdür de "Sus lan kereta" dedi ve "İyi Dersler hocam" diyip hocanın cevap vermesini beklemeden gitti.

"Geç otur bakim boş yere" Kafa salladım.

Sınıfa göz gezdirdim. Bazıları bana bakarak fısılaşıyordu. 'Çok yakışıklı değil mi' diyen kızı duyunca ona gülümseyip göz kırptım.

Amk benim gardaşlarım nerde?

Müdüre aynı sınıfta olalım diye diretmiştim.

Son sırada uyukluyan 3 'lüyü görünce sırıttım ve onlara doğru ilerledim.

Cam tarafı en arka Yiğit vardı ve tek oturuyordu. O saçları nerde görsem tanırdım. Onun bir önünde de Sare ile Ece vardı. Onlarda uyukluyodu.

Yiğit' in yanına direkt çantamı fırlattım ve oturdum. O sırada zil çalmıştı. Yiğit anlık gelen sarsıntıyla hızla başını kaldırdı ve ayağa kalktı. "LAN AMK ÇOC-LAAAANN MEEERT" dedi.

"Buyur amk çocu" dedim ve güldüm.

Ece seslere kalkınca "Noluyor b- LAAAAAN MERT" diyip o da Yiğit gibi olduğu yere mıhlandı.

Sare den ses yoktu. Ece koluyla dürttü onu uyanmayınca birkaç kez daha dürttü.

Sare uykuya bayılırdı. Onu kaldırmak bir devrin yıkılışı gibiydi.

En sonunda hızla kalkıp "LAN ULAN SİKİC- LAAAANN MERT" diye o da aynı tepkiyi verince gülmeye başladım. Tabiri caizse anırdım.

Yiğit hızla yanıma gelip bana sarıldı. Ece ile Sare de gelip sarılınca bizim grup tamamlanmış oldu. Çok seviyordum lan, özlemişim.

"Özlemişim amk niye haber vermeden geliyon"

Onlarla en son 2 gün önce konuşmuştuk.

"İstersen hiç gelmiyim gidim"

"Lan dur mal. Döverim he" dedi Yiğit.

Sırıttım.

"Öğle teneffüsündeyiz he gelin kantine gidek sende anlat her şeyi. Ayrıca kalıcısın dimi."

"Evet kalıcıyım."

...

Sevgili cancağız 3 arkdaşım beni, onlara haber vermediğim için bir güzel tartaklayıp azarladı.

Şimdiyse kantinde oturmuş ben 4 çiğköfte 4 ayran, Yiğit 2 çiğköfte 1 ayran, Sare 3 çiğköfte 3 ayran, Ece ise 1 çiğköfte 1 ayran gömmüştük.

Yemek ve uyku konusunda kimse benim elime su dökemezdi. Benden sonra Sare gelirdi. Onla fazlasıyla yakındık. O yüzden küçüklükten beri onu kendime benzetmeye çalışırdım. Ve şimdiki eserimle de gurur duyuyordum.

"Lan Mert, Kenan abi öğrendi mi senin boktan işlerini" dedi Yiğit.

Ona bombastic side eye bakışımı atıp "Sence öğrenseydi şuan burada olur muydum götveren"

"Hee la doğru hem götveren ne lan yarram"

"Eben-"

"Kesin bir beğ, Sare şuna bak bana çıkma teklifi etti." diyen Eceyle Hepimiz ona döndük.

"NE" diye bağırdık Yiğitle.

Tam söze atlıyacakken Sare "Merak etmeyin bu seferki iyi çocuk, efendi bir şey sevdim çocuğu üzmez bizim sarışını. Ayrıca hele bir kıskançlık kriziniz tutsun sizi ananızın amına geri sokmazsam bana da Sare demesinler" diyip bize öldürücü bir bakış atıp Ece yle konuşmaya başladı.

Yiğit le birbirimize bakıp yutkunduk.

Kız elden gidiyordu be. Bazen Sare yi kendime çok mu benzettim acaba diye pişmanlık duyuyordum.

Kokuyordum be bu kızdan ben.

Sare ve Ece kendince konu açmışlarken ben de Yiğit le konuşuyordum. O sırada da çiğköfte ve ayranları görmüyorduk.

...

Sare, Ece ve Yiğit okuldaki birkaç kişiyi çekişitiriyordu ve bende onları dinlemek zorunda kalmıştım. Hala kantindeydik.

"Bak bir yelloz var vary-" diye Ece devam ederken arkalardan bir ses yükseldi.

"NAPIYORSUN LAN SEN" diye bağırıyordu biri.

Arkamı döndüm hızla.

Tir tit titreyen başı eğik bir çocuk vardı ve önünde de muhtemelen 12 lerden olan 3 kişi duruyordu.

Çocuk yemeğini yere dökmüştü ve ayranından birazı pantalonunun bilek kısmına ve ayakkabısına dökülmüştü.

"Ö-Özür di-dilerim" diye kekeleyerek konuştu. Kaşlarımı çattım. Bu kadar korkmasına ne gerek vardı?

Sare elini omzuma koydu.

"Mert biliyoruz seni sakın bulaşma bunlar okulun zorbaları herkese böyle davr-" derken sözünü kestim.

Kaşlarım iyice çatılmıştı.

"Lan sikerim zorbalıklarını, Tabiki de karışıcam ayrıca siz ne zaman zulme boyun eğer oldunuz hayırdır, ben sana böyle mi öğrettim Sare" diyince sustular.

Tekrar onlara döndüm.

Bir şeyler daha konuşmuşlardı ama o sırada konuştuğum için duyamamıştım.

"Telafi mi etmek istiyorsun cidden yazık" buna birkaç kişi gülmüştü. Kimse bir şey demicek miydi?

Çocuk bir şey daha dedi ama çok kısık konuşuyordu.

"Ne yapsakta affetsem dimi ama"

Kantinden bir çocuk atladı.

"Yalasın bence" diyince ayağına yemek dökülen namı diğer zorba çocuk "Evet mükemmel fikir" dedi.

"Yala ve affediyim" diyip ayağını uzattı.

Çocuk yavaşça eğildi.

Dondum. Cidden yapacak mıydı? Elimi yumruk yaptım. Birkaç kıkırtı yükselmişti.

Çocuk dizlerinin üstübe çökeceği sırada yumruk yaptığım elimi hızla masaya vurdum ve dikkatleri üzerime çektim.

Ece ve Sare bana yapma der gibi bakıyordu.

Yiğitse tetikte bekliyordu. Ben ne yaparsam beni savunurdu, biliyordum.

"Naptığını sanıyorsun sen!?" diye sert bir sesle konuştum.

Zorba çocuğun arkasında olan 2 çocuk en başından beri umursamazca telefona bakıyordu. Ama artık o ikisininde dikkatini çekmiştim ve tüm bakışlar bana dönmüştü.

Eğilen çocukta kalkmıştı.

"Sen kimsin ki, kendinde beni sorgulama hakkını buluyorsun?" diye alayla konuştu.

Sırıttım.

"Bilmem kimim acaba" dedim ve Yiğit'e döndüm.

Omuz silkti ve sırıttı.

Sırıtışım büyüdü. Elimi kafamın üstüne götürüp şıklattım. Buldum der gibi.

"Allah'ın sevdiği kuluyum işte napasın." dedim.

Kantinde ölüm sessizliği vardı sanki.

Yiğit kıkırdadı.

Zorba çocuk dişlerini sıkmıştı. Belli oluyordu. Omuzları hafif yükselmiş ve karnının üstündeki tişört içeri çökmüştü ayrıca çene hatlarıda belirginleşmişti.

" Sen bizim kim olduğumuzu biliyor musun lan " diye arkadan biri konuşunca kahkaha attım.

"Gelip göstersenize kimsiniz diye" dedim ve ellerimi iki yanda açıp etrafımda döndüm.

İkili hızlı bir şekilde üstüme yürüdü.

Üçüncüsü ise sırtını kapıya dayayıp bizi izlemeye başladı.

Onların geldiğini gören Yiğit'te ayağa kalktı.

2 ye 2.

Kısasa kısas.

Eh okulun ilk gününden kavgaya karışıcaktım demekki.

Hayde buyrun halil ibrahım sofrasına!

......

Dırırıı

Bir şeyler yazıyorum ama ne yazıyorum ben de bilmiyorum.

Mantık falan aramayın kitapta yani⚔️