1. bölüm / 1
24Sınırın ötesinde
Bölümler 1Şu an: Sınırın ötesinde
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Benim adım Oğuz Bozok. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Üsteğmenim.
Bu satırları bir gün biri okur mu bilmiyorum. Belki de bu dağlarda kaybolan seslerden biri olur.
Ama şunu bilin: bazen bir sınırı geçmek, haritadaki çizgileri değil, insanın içindeki karanlığı aşmak demektir.
Şu an bulunduğumuz yer, resmi kayıtlarda bile belirsiz.
İran’ın kuzeybatısında, Astarâ civarındaki dağlık bölge.
Coğrafya kitapları için sadece birkaç çizgi, ama bizim için ölümle hayatın birbirine karıştığı satranç tahtasının siyah karesi.
Saat 02.17. Ay yok. Yıldızlar bile sanki nefesini tutmuş.
Dağ sessiz, ama bu sessizlik bizi avutmaz; biz bu sessizliği dinlemesini biliriz.
Karşımda iki siluet var.
Teğmen Nur: zeki, hızlı ve gözlerinde sürekli tetikte duran bir öfke var.
Diğeri ise Uzman Çavuş Salih.
Savaşın kokusunu ayıran, adımlarını karanlıkla birlikte atan biri.
Bir dağ kurdu. MK 13 Mod 7 tüfeği, ellerinde adeta bir uzvu gibi duruyor.
“Gözler tepede. Hareket?” diye fısıldadım.
Nur dürbününü gözünden ayırmadan yanıtladı:
“Sağ kulede nöbet değişti. Sol hâlâ sessiz.”
Bu operasyon resmi değil. Devlet bile bizim burada olduğumuzu kabul etmez.
Ama sınırın bu yakasında bir keskin nişancı var.
Hayalet gibi. Gece çıkıyor, gündüz kayboluyor.
Bir hafta önce iki askerimizi aldı. Kurşunları değil, niyetini gömüyor hedefe.
Bizse bu hayaleti avlamaya geldik.
Salih, gözünü dürbünden ayırmadan konuştu:
“Rüzgâr güneybatıdan. İyi haber.”
Burada her nefes, her titreşim hesaplanır. Hata yok.
Hedef bir kere görünür, bir daha asla.
Çünkü bu topraklarda gölgeler, adam öldürür.
O gece hiçbirimiz bilmiyorduk...
geri dönüş ihtimalimizin olmadığını.
Bölüm etkileşimi
