15. bölüm / 74
İNTİKAM1 bölüm
Bölümler 74Şu an: 1 bölüm
- 1 1 bölüm1.046 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2 bölüm359 kelime
- 3 3 bölüm352 kelime
- 4 4 bölüm309 kelime
- 5 5 bölüm404 kelime
- 6 6 bölüm369 kelime
- 7 7 bölüm338 kelime
- 8 8 bölüm538 kelime
- 9 9 bölüm+¹⁸843 kelime
- 10 Asil ve ışıl19 kelime
- 11 10 bölüm694 kelime
- 12 Elbisler25 kelime
- 13 11 bölüm377 kelime
- 14 12 bölüm318 kelime
- 15 13 bölüm537 kelime
- 16 14 bölüm368 kelime
- 17 15 bölüm116 kelime
- 18 16 bölüm472 kelime
- 19 Alaca ve Sezgin808 kelime
- 20 17 Bölüm518 kelime
- 21 18 bölüm477 kelime
- 22 19 bölüm578 kelime
- 23 20 bölüm171 kelime
- 24 21 bölüm Dora &Atheron237 kelime
- 25 22 bölüm730 kelime
- 26 23 bölüm564 kelime
- 27 24 bölüm441 kelime
- 28 25 bölüm277 kelime
- 29 26 bölüm330 kelime
- 30 27 bölüm388 kelime
- 31 28 bölüm488 kelime
- 32 29 bölüm614 kelime
- 33 30 bölüm537 kelime
- 34 31 bölüm865 kelime
- 35 33 bölüm812 kelime
- 36 34 bölüm (Dora)1.270 kelime
- 37 35 bölüm519 kelime
- 38 36 bölüm821 kelime
- 39 37 bölüm632 kelime
- 40 38 bölüm Sezgin1.123 kelime
- 41 39 bölüm297 kelime
- 42 40 bölüm900 kelime
- 43 41 bölüm882 kelime
- 44 42 bölüm358 kelime
- 45 43 bölüm457 kelime
- 46 44 bölüm1.042 kelime
- 47 45 bölüm899 kelime
- 48 46 bölüm714 kelime
- 49 47 bölüm455 kelime
- 50 48 bölüm898 kelime
- 51 49 bölüm1.515 kelime
- 52 50 bölüm Asaf ve Bozkurt749 kelime
- 53 51 bölüm Bozkurt199 kelime
- 54 52 bölüm rengin amara170 kelime
- 55 53 bölüm Bozkurt572 kelime
- 56 54 bölüm Alaca484 kelime
- 57 55 bölüm1.257 kelime
- 58 56 bölüm993 kelime
- 59 Odalar41 kelime
- 60 57 bölüm176 kelime
- 61 58 bölüm1.855 kelime
- 62 59 bölüm504 kelime
- 63 60 bölüm915 kelime
- 64 61 bölüm902 kelime
- 65 62 bölüm221 kelime
- 66 63 bölüm304 kelime
- 67 64 bölüm Alaca+ ¹⁸626 kelime
- 68 65 bölüm Müge +18654 kelime
- 69 66 bölüm341 kelime
- 70 67 bölüm Sezgin165 kelime
- 71 68 bölüm586 kelime
- 72 69 bölüm729 kelime
- 73 70 bölüm711 kelime
- 74 71 bölüm356 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O gece Ateş Krallığı'nda bir kız çocuğu doğmuştu.
Aylardan marttı.
Takvimler üçüncü ayın ikinci gününü gösteriyordu.
Krallığın üzerinde günlerdir garip bir sessizlik vardı. Ejderhalar gökyüzünde normalden daha alçak uçuyor, ateşten periler sarayın çevresinde huzursuzca dolaşıyor, muhafızlar ise ellerindeki mızrakları bir an olsun bırakmıyordu.
Çünkü o gece yalnızca bir çocuk doğmuyordu.
Bir kehanet gerçekleşiyordu.
Yıllar önce kahinler tek bir çocuğun doğacağını söylemişti.
Üçüncü ayın ikinci gününde...
Kraliyet kanından bir kız dünyaya gelecekti.
Ve o kız, bütün hanedanların gücünü aşabilecek kadar güçlü olacaktı.
Hatta kendi ailesinden bile daha güçlü.
Kehanetin devamını ise kimse yüksek sesle söylemeye cesaret edemiyordu.
Çünkü o çocuğun bu gg hhh gg vb gibi vb bb vbir gün bütün krallıkları yok edebilecek güce ulaşacağı söylenmişti.
O gece sarayın koridorlarında yalnızca tek bir ses duyuluyordu.
Yeni doğan bebeğin ağlaması.
Kraliçe Ashara, bebeğini kollarının arasına aldığında bir süre hiçbir şey söylemedi.V
Bebek bembeyazdı.
Teninin rengi süt gibiydi.
Bakır renkli saçları küçücük başının üzerinde belirginleşiyordu.
Ve gözleri...
Masmaviydi.
Üstelik ağlamıyordu artık.
Kraliçesine bakıp gülümsüyordu.
Ashara'nın gözleri doldu.
— Alevra...
Bebeğin alnına küçük bir öpücük bıraktı.
— Benim küçük kızım.
Ama sarayın dışında savaş başlamıştı.
Alevra'nın doğduğu gece Ateş Krallığı saldırıya uğramıştı.
Muhafızlar hançerlerini kuşanmıştı.
Ateş Hanedanı'nın savaşçıları, üzerlerinde kırmızı ve siyah zırhlarla sarayın kapılarını koruyordu.
Her birinin silahı farklı değildi.
Ateş Hanedanı'nın savaşçıları hançer kullanırdı.
Çünkü onların savaş tarzı hızlıydı.
Sessizdi.
Ve ateşleriyle birleştiğinde ölümcül bir güce dönüşürdü.
Bacaklarında ise Ateş Hanedanı'nın en eski sembolü bulunurdu.
Ejderha dövmesi.
Bu dövme herkes için aynı değildi.
Kraliyet kanı taşıyanlarda ejderha çok daha farklı görünürdü.
Ama o gece kimse bir bebeğin bacağında oluşmaya başlayan küçük işareti görmedi.
Kimse fark etmedi.
Çünkü herkes savaşın ortasındaydı.
Ve kraliçe Ashara'nın tek düşündüğü şey kızını korumaktı.
Alevra'nın doğduğu gece yalnızca Ateş Hanedanı hareketlenmemişti.
Arkenya'nın çok uzağında diğer hanedanların kalelerinde de kahinler aynı anda uyanmıştı.
Işık Hanedanı'nın yüksek kulelerinde altın renkli çanlar kendiliğinden çalmıştı.
Işık savaşçıları kılıçlarını kuşanmıştı.
Kılıçların üzerinde güneşi andıran semboller parlıyordu.
Işık Hanedanı'nın mensuplarının bedenlerinde ise güneş ışığını andıran dövmeler bulunuyordu.
Bu dövmeler onların güçlerinin bir işaretiydi.
Doğa Hanedanı'nda ise ağaçların yaprakları gece vakti hareketlenmişti.
Kraliyet muhafızları kalkanlarını hazırlamıştı.
Doğa Hanedanı'nın kalkanları yalnızca savunma için kullanılmazdı.
Güçleriyle birleştiğinde taş kadar sertleşebilir, köklerle birleşerek saldırıları durdurabilirdi.
Onların dövmeleri ise yaprak ve sarmaşık şeklindeydi.
Su Hanedanı'nın sarayında büyük su havuzları kabarmıştı.
Asa taşıyan muhafızlar koridorlarda ilerliyordu.
Su Hanedanı'nın özel silahı asaydı.
Kristal uçlu asalarından suyu yönlendirebilirlerdi.
Bedenlerinde ise dalga şeklinde dövmeler taşırlar ve güçleri arttıkça bu dövmeler belirginleşirdi.
Bilgeler Hanedanı'nda ise kahinler eski kitapları açmıştı.
Mor mürekkeple yazılmış sayfalar kendiliğinden çevrilmişti.
Bilgeler'in dövmeleri göz sembolünü andırırdı.
Onların gücü diğerlerinden farklıydı.
Onlar görür, hatırlar, çözer ve bilirdi.
Ve o gece...
Bilgeler Hanedanı'nın en yaşlı kahini tek bir cümle söylemişti.
— Ateş yeniden doğdu.
Ateş Krallığı'nda ise savaş büyüyordu.
Kraliçe Ashara, bebeğini kucağında tutarken sarayın kapıları sarsıldı.
Bir muhafız içeri girdi.
— Kraliçem!
Ashara başını kaldırdı.
— Konuş.
— Dış kapı düşmek üzere.
Ashara'nın yüzü sertleşti.
Bir an bebeğine baktı.
Sonra odanın diğer tarafında bulunan çocuklarına çevirdi gözlerini.
Üç oğlu vardı.
Ve iki küçük kızı.
İkiz kızlarından biri daha önce hayatını kaybetmişti.
Şimdi geriye üç oğlu ve yeni doğan küçük kızı kalmıştı.
Ashara ayağa kalktı.
— Onları buraya getirin.
Muhafız başını eğdi.
— Emredersiniz.
Birkaç dakika sonra çocuklar odaya getirildi.
Sarayın içinde korku vardı.
Ama Ashara korkusunu göstermedi.
Çünkü bir kraliçeydi.
Ve çocuklarının önünde güçlü durmak zorundaydı.
Küçük Alevra ise hâlâ onun kollarındaydı.
Ashara bebeğin bakır saçlarını okşadı.
İçinden tek bir düşünce geçti.
Onu benden alamayacaklar.
Ama kader çoktan kararını vermişti.
Sarayın içindeki eski taşlardan biri çatladı.
Duvarın üzerinde kırmızı bir ışık belirdi.
Ashara'nın gözleri büyüdü.
Bir portal.
Eski büyülerden biri.
Ashara bunu hemen tanıdı.
Çocuklarını kurtarmanın tek yolu buydu.
Onları farklı yerlere göndermek zorundaydı.
Üç oğlunun yanına gitti.
Her birinin yüzüne baktı.
— Beni dinleyin.
Çocuklar annelerine baktı.
Ashara'nın sesi titremiyordu.
— Ne olursa olsun birbirinizi bulun.
Sonra oğullarını portalların önüne götürdü.
Birinci portal açıldı.
İkinci portal açıldı.
Üçüncü portal açıldı.
Çocuklar birer birer kayboldu.
Alevra ise hâlâ annesinin kollarındaydı.
Ashara ona baktı.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
— Seni de göndermem gerekecek.
Bebeğin küçük eli annesinin parmağını tuttu.
Ashara gözlerini kapattı.
Beni unutma.
Ama bunu söylemedi.
Çünkü bazı sözlerin büyüler tarafından duyulabileceğini biliyordu.
Alevra'yı son kez göğsüne bastırdı.
Sonra sarayın içindeki başka bir portal açıldı.
Kırmızı ışık odayı kapladı.
Ve o gece...
Ateş Krallığı ortadan kayboldu.
Saray.
Kuleler.
Sokaklar.
Ejderhaların yuvaları.
Ateşten perilerin yaşadığı bahçeler.
Her şey.
Sanki hiç var olmamış gibi.
Yıllar geçti
Türkiye'de .
Ben Alevra Süreyda'ydım
Sıradan bir hayat yaşayan sıradan bir kızdım Türkiye'nin en Zengin ikinci ailesiydik ilkide annemgilin ailesiydi zaten yani iki türlüde en zengini bizdik
Ta ki o geceye kadar.
Akşam olmuştu.
Evde dört kişiydik.
Işıl, Alaca, Sezgin ve ben.
Dışarıda yağmur yağıyordu.
Pencereden gelen yağmur sesi evin sessizliğine karışıyordu.
Alaca yemek masasının başında otururken konuşmaya başladı.
— Bugün hastanede çok kötü bir şey oldu.
Işıl ona baktı.
— Ne oldu?
Alaca derin bir nefes aldı.
— Bir kadın doğum sırasında hayatını kaybetti.
Bir an sessizlik oldu.
Sezgin önündeki bardağa baktı.
— Ben de bugün yaşlı bir kadına yardım ettim. Türkçe bilmiyordu. Tercüme ettim.
Işıl gülümsemeye çalıştı.
— Bugün herkesin günü kötü geçmiş.
Ben hiçbir şey söylemedim.
Çünkü içimde garip bir sıkıntı vardı.
Nedenini bilmiyordum.
Sanki bir şey olacakmış gibi.
Bacağımda hafif bir yanma hissettim.
Elimi fark ettirmeden dizimin üzerine koydum.
Yine başladı.
Son günlerde ara sıra aynı yerde yanma hissediyordum.
Ama kimseye söylememiştim.
Söylemeyecektim de.
Çünkü ne olduğunu ben de bilmiyordum.
Elimi yavaşça çektim.
Kimse fark etmemişti.
İyi.
Tam o sırada boğazım düğümlendi.
Nefes almakta zorlandım.
Elimdeki bardak masaya çarptı.
Işıl hemen bana döndü.
— Alevra?
Cevap veremedim.
İçimde bir ses vardı.
Bu kez çok netti.
İşte sıra sende.
Gözlerim büyüdü.
Kim konuşuyor?
Ses tekrar geldi.
Sen de öleceksin.
Ayağa kalktım.
— Sen kimsin?
Üçü de bana şaşkınlıkla baktı.
— Alevra, ne oldu? — dedi Alaca.
Ama ben onları duymuyordum.
Sadece o sesi duyuyordum.
Ben senin ezeli düşmanınım.
Nefesim kesildi.
— Kardeşimin biricik tanıdığı olduğunu söyledin.
Ses cevap verdi.
Ama senin hiçbir şeyin değilim.
Kaşlarımı çattım.
— Işıl'ı nereden tanıyorsun?
Cevap gelmedi.
Sonra başımın içinde büyük bir uğultu başladı.
Masanın kenarına tutunmaya çalıştım.
Bir şey oluyor.
Hayır...
Bana ne oluyor?
Son gördüğüm şey Işıl'ın bana doğru koşmasıydı.
Sonra her şey karardı.
Ve ben yere düştüm.
Ama düşmeden hemen önce...
Bacağımda bir kez daha o yanmayı hissettim Bu kez çok daha güçlüydü.
Ve karanlığın içinde bir kelime duydum.
ASHARA.
Bölüm etkileşimi
